<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Mutlu Özbay</title>
	<atom:link href="http://mutluozbay.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://mutluozbay.wordpress.com</link>
	<description>Onlar sözü dinlerler,sözün en güzeline uyarlar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Aug 2011 20:22:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='mutluozbay.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Mutlu Özbay</title>
		<link>http://mutluozbay.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://mutluozbay.wordpress.com/osd.xml" title="Mutlu Özbay" />
	<atom:link rel='hub' href='http://mutluozbay.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>SÜRYANİLERDE NAMAZ</title>
		<link>http://mutluozbay.wordpress.com/2011/04/27/suryanilerde-namaz/</link>
		<comments>http://mutluozbay.wordpress.com/2011/04/27/suryanilerde-namaz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2011 07:45:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mutluozbay</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">http://mutluozbay.wordpress.com/?p=115</guid>
		<description><![CDATA[  SÜRYANİ ORTODOKS KİLİSESİNDE İBADET Süryani Kilisesinde uygulanan ritüeller, yani dua ve kutsal sırların icra edilişi, Hıristiyanlığın başlangıç dönemlerine dayandırılır. Kilisede okunan duaların ilki Mezmurlardır. Dördüncü yüzyılın sonlarına doğru din adamları, ayin &#8230;ve ibadetlerde özel makamları olan ölçülü manzum ilahiler kullanılmaya başlanmıştır. Yedinci yüzyılın sonlarına doğru Süryani Kilisesi ritüelleri tam bir düzene girinceye kadar, manzum [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=115&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div> </div>
<div>SÜRYANİ ORTODOKS KİLİSESİNDE İBADET Süryani Kilisesinde uygulanan ritüeller, yani dua ve kutsal sırların icra edilişi, Hıristiyanlığın başlangıç dönemlerine dayandırılır. Kilisede okunan duaların ilki Mezmurlardır. Dördüncü yüzyılın sonlarına doğru din adamları, ayin &#8230;ve ibadetlerde özel makamları olan ölçülü manzum ilahiler kullanılmaya başlanmıştır. Yedinci yüzyılın sonlarına doğru Süryani Kilisesi ritüelleri tam bir düzene girinceye kadar, manzum ilahilerin yanında bazı gerekli dualar nesir halinde yazılmaya devam etmiştir. Bu ritüellere daha sonraki kuşaklar tarafından eklemeler yapılmıştır. Kilise ritüelleri Süryani edebiyatı tarihinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Ayinlerin icra edildiği kilise ve manastıra gelmeden, yapılacak olan eylemin manasına uygun giyiniş ve ruhi pozisyonları önceden tamamlamak gerekir. Şöyle ki; bedensel ve ruhsal temizliğe, iyi niyete sahip olmak, ayin uygulaması sırasında her türlü dünyevi düşüncelerden arınmak, tutum ve davranışlarda gösterişten uzak durmak gerekir. Sessiz ve sakin bir şekilde, ayini yöneten ruhaninin okuduklarını dinlemek ve katkıda bulunulması gereken yerde bu katkıyı yapmak (sesli yakarışlara eşlik etmek), komünyon alınacak ise, en az gece on ikiden sonra herhangi bir şey yememesi gerekir. İbadet yerine gelen kişinin ilk yapması gereken haç (istavroz) çıkarmaktır. Hemen ardından “Allah’ım! Mabedine giriyorum. Yüce makamının önünde secde kılıyorum.” (Lbaytoh Aloho eleth vakdom bim diloh seğdeth, malkö şmayonö hasö likül dahtith loh) duası okunur. Süryani ayin geleneğinde esas olan ve tüm ibadet uygulamalarında yer alan duaları üç başlık altında toplayabiliriz. a) Yüceltme duası: Haç çıkarma ile beraber başlayan duadır. “Kutsaldır, kutsaldır, kutsaldır. Kudretli Rab ki yer ve gökler onun kudretiyle doludur. Rabbin adıyla gelmiş ve gelecek kutlu olsun. En yücelerde ona hamd olsun.” (Kadiş, Kadiş, Kadiş moryo Aloho hayeltonö, hav, demlen şmayö varo men teşebhothe, usanö bamravme, brih dethö vothe başme dmoryo teşbuhtö bamravme.) b) Takdis duası: “Kutsalsın, ey Allah! Kutsalsın ey güçlü! Kutsalsın ey ölmeyen! Bizim için haça gerildin! Bize merhamet eyle!” (Kadişat Aloho, Kadişat hayelthonö, Kadişat lomoyutho, destlebt hlotfayn ethrahamelayn&#8230;) diye devam eden dua, oruç ve perhiz günlerinde bir secde kılarak Haç işareti sembolize edildikten sonra takdis duasına devam edilir. c) Rabbani dua: “Ey göklerdeki babamız! Adın kutsal olsun” (Abun dbaşmayo nethkadaş şmoh tıthe malkutoh nehve sebyonoh&#8230;) Bu dualar okunurken, başlangıçta haç çıkarılır. Haç çıkarılırken şöyle denir: “Peder, oğul ve Kutsal Ruh bir Allah adına amin.” (Bşem Abo, vabro, vruho kadişo had Aloho şariro Amin). Yukarıdaki ifadeler, her ne kadar dua görüntüsü içerisinde ise de, her yerde ve zamanda kılınması (uygulanması) gereken namaz olarak kabul edilir. NAMAZ (DUA) Süryani Kadim Ortodoks cemaatinin ibadet uygulamalarında, namaz önemli bir yer tutar. Süryanilerin ibadet uygulamalarının, batılı Hıristiyan kiliselerinde uygulanan ritüellerden farklı bir orijinalitesi bulunmaktadır. Namaz, iki bölümden oluşur; dua ve secde. Namaz öncesinde saygılı bir şekilde kiliseye girilir ve haç (istavroz) çıkarılır. Mihrabın sağında ve solunda yer alan sehpaların çevresinde kollar bağlı olarak ayakta durulur. Sırası geldikçe, tek sıra halinde yanlara açılarak secde uygulaması yapılır. Günde üç vakit olarak kılınan namazlar; sabah, öğlen ve akşamdır. Sabah namazı, güneş doğmadan yarım saat önce ve çanın çalınmasıyla başlar. Öğlen namazı, saat on ikide kılınır, namaz öncesi çan çalınmaz. Akşam namazı, güneşin batımından bir saat önce çanın çalınmasıyla başlar. Pazar günü hariç olmak üzere, bu üç vakit namazda secde uygulanır. Sabah namazında 30 rekat, öğlen namazında 18 rekat, akşam namazında 18 rekat olmak üzere günlük 66 rekatlık secde uygulanır. Büyük oruç döneminde, öğlen duası sonunda, 40 rekatlık secdeler, 18 rekatlık secdeye ilave edilir. Secde yapılışı sırasında, erkekler ön sırada yer alırken, rahibeler ve bayanlar arka saflarda durarak secdeleri aynen uygularlar. Paskalya Bayramı’nı takip eden, Pantikost Bayramı’na kadar olan 50 günlük süre içerisinde, namazlarda secde uygulaması yapılmaz. Namaz sonunda, mihrap önünde bulunan İncil ve namazı yöneten ruhaninin eli öpülerek, saygılı bir şekilde kiliseden çıkılır. Namazda okunan duaların çeşitliliği oldukça fazladır. Tüm namaz ve ayinlerde ortak olan dua; rabbani dua, yüceltme duası ve takdis duasıdır. Aslında, Süryanilerde dua ve namaz kavramları iç içe bir anlam taşır. Vakitler, ifade edilirken bile namaz olarak adlandırılmaz. Genellikle ifade edilen, eylemli dua anlamındadır. Hafta içi günlük dua kitabı olarak bilinen Şhimo kitabı,-basit, sade anlamında-‘ndan dualar ve ilahiler okunur. a) Dua vakitleri: Bu vakitler altı bölüme ayrılır. Buna, kilise babaları tarafından bir bölüm daha eklenerek yedi bölümle sınırlandırılmıştır. Bunlar; akşam, yatsı, gece yarısı, sabah, saat 9, saat 12 ve ikindi duası şeklinde sıralandırılır. Kilise kurallarına göre, Süryani’lerde gün, akşamdan başlar. Bundan dolayı akşam duası başlangıçtır. Bu vakitlere ayrılan dua uygulamaları, ruhban sınıfına mensup olanlar için zorunludur. Ruhban olmayan sivil halk, sabah, öğlen on iki ve akşam dualarını yerine getirmekle sorumludurlar. Kilise, bu dua bölümlerini sabah ve akşam duaları olarak ikiye indirgemiştir. Sabah duası; gece yarısı, sabah, saat 9 ve saat 12 dualarının yerine geçerken, akşam duası; ikindi, akşam ve yatsı dualarına karşılık gelir. b) Duanın Uygulanışı: Güneşin doğduğu doğu yönüne yönelerek kollar göğüs üzerinde çapraz şekilde bağlanarak haç sembolize edilir ve bununla birlikte duaya başlanır. (Şupho labö vlabro vel ruho kadişo) der. Sonra (Kadiş, kadiş, kadiş; Moryo Aloho hayılthönö) ifadesiyle secdeye eğilir ve ayağa kalkılır. Tekrar haç sembolü çizilerek (Hav demlen şmoyo varo men teşıpho tışbuhto bravme) ifadesi ile tekrar secde edilir. Ayağa kalkıp (Brig dethö vöthe beşme dmoryo tışbuhtö bravme) duası ile üçüncü bir secde uygulanır ve tekrar ayağa kalkılır. (Kadişat Aloho, kadişat hayılthönö, kadişat lömöyuthö desıtlebt hlöfeyn ıthrahameleyn) ile secde edilir ve böylece bir tur tamamlanmış olur. Tur bitiminde rabbani dua okunur, sonra özel dilekler dilenir. Kilise dışında, bu dua ve uygulamalar, gizli bir şekilde, sadece okunur. Pazar ve bayram günlerinde, secde uygulaması yapılmaz. Ayrıca Paskalya Bayramı ile Pantikost Bayramı’na kadar geçen 50 günlük süre içinde de secde uygulanmaz. Tüm dualar ayakta yapılır. Dua sırasında erkeklerin başı açık, kadınların başı mutlaka örtülü olmalıdır. c) Secde Uygulaması: Dünya Hıristiyanları arasında sadece Süryani Ortodoks ve Ermeni Gregoryan Kilisesi’nde yerine getirilen secde ritüelinin üç ayrı uygulaması bulunmaktadır: 1) Sade bir şekilde başın öne doğru eğilmesi. Ayini yöneten ruhaninin; “Ya Rab! Sana baş eğmiş kullarına bereketlerini yağdır” demesi ve diyakosun; “başlarımızı senin huzurunda eğelim, ey Rabbimiz ve Allah’ımız!” ifadesiyle birlikte başın öne doğru eğilmesiyle uygulanır. 2) Belden itibaren eğilmek. Paskalya Bayramı’ndan Pantikost Bayramı’na kadar geçen 50 günlük sürede, ayrıca Pazar ve bayram günlerinde uygulanır. 3) Yere kapanıp alnın yere değdirilmesi. Bu üçüncü eğilme (secde), ikinci maddede belirtilen günler dışında uygulanır. Büyük orucun tutulduğu günler süresince dualar; sabah, öğle ve akşam vakitlerinde kilisede yapılır. Pazar, bayram ve Cumartesi günlerinin duaları farklıdır. Sabah duası, oruç süresince 9 turla uygulanır. Öğlen duası 6 turdur. Sonunda 40 secde kılınır. Şöyle ki, ilk 10 secde kılınırken, her secdede bir kez “bize merhamet eyle” (Kuryeleysön), ikinci 10 secdede “Rab bize şefkat et” Moran ithraham elayn), üçüncü 10 secdede “Rab bize acı” (Moran husorahem elayn), dördüncü 10 secdede “Rab dualarımı kabul et” (Moran inin vrahem elayn) duaları tekrar edilir. Bu 40 secde uygulaması, orucun ilk gününden elem haftasının başlayacağı 40. günün öğlen duasına kadar devam eder. d) Namaz Bölümleri: Süryani ayin geleneğinde, Tanrı huzurunda dua ederken bir kerelik durma (vakfe, fasıl ve dilim gibi kelimelerle ifade edilen dua) zamanına bölüm (tur) adı verilir. Buna Süryanice’de tışmeşto denir. Sabah namazı 10 bölümden oluşur. Her bölümde okunacak olan dua ve ilahiler ayrı ayrıdır. Ortak olan, rabbani duadır. Birinci bölümde yüceltme duası, takdis duası ve rabbani dua, ikinci bölümde Rabbın görkemliliği (üç defa tekrarlanır), rabbani dua, üçüncü bölümde Rabbin görkemliliği (üç defa tekrarlanır), rabbani dua, dördüncü bölümde sabah ilahisi, takdis duası ve rabbani dua, beşinci bölümde takdis ve rabbani dua, altıncı bölümde şükür duası, takdis duası ve rabbani dua, yedi, sekiz ve dokuzuncu bölümlerde takdis duası ve rabbani dua, onuncu bölümde ise takdis duası ve rabbani dua okunur. İman yasası, Meryem Ana ve azizlerin yardım duası ile son bulur. Öğle namazı, takdis ve rabbani dua olmak üzere tek bir bölümdür. Ancak takdis ve rabbani dua, normal günlerde 6 kez tekrarlanır ve sonunda iman yasası ile Meryem Ana ve azizlerin yardım duası okunarak namaz sonuçlandırılır. Akşam namazının bir, iki ve üçüncü bölümlerinde takdis ve rabbani dua ortaktır. Dördüncü bölümde Rabbimiz Yesu Mesih (Moran yeşu mşiho) ilahisi, takdis ve rabbani dua, beşinci bölümde takdis ve rabbani dua, altıncı bölümde akşam ilahisi (sütörö), Rabbin görkemliliği ve rabbani dua okunur. Diğer vakit namazları gibi namazın son bölümüne iman yasası, Meryem Ana ve azizlerin yardım duasının eklenmesi gerekir. Yatsı namazının birinci bölümünde takdis ve rabbani dua, ikinci bölümünde akşam ilahisi, Rabbin görkemliliği ve rabbani dua okunur. Süryani ayin geleneğinde dualar ve ilahiler önemli bir yer tutar. Bu dualar; Rabbin görkemliliği, takdis, rabbani, şükür, Meryem Ana yardımı, azizlerin yardımı, sabah, akşam, yemek, işe başlama, devlet yöneticileri ve ulus için, sıkıntı ve zor anlar, hasta, tövbe, itiraf, komünyon biçiminde isimlendirilmektedir. Sayabildiğimiz 69 adet ilahi, Süryani ayin repertuarında yer almaktadır. Süryani ayinlerinde papaz, diyakos ve koronun iştirak ettiği, dönüşümlü bir icra şekli hâkimdir. Cemaat sayısının az olduğu ayinlerde koro bulunmayabilir. Ancak, en azından papaz ile bir diyakosun bulunması gerek şarttır. Kiliselerde icra edilen ayinler, bazen uzun bir zaman alabilmektedir. Öyle ki iki veya üç saat süren ayin uygulamalarıyla karşılaştığımız olmuştur. Geniş katılımlı ayinlerde bazen zamanın nasıl geçtiğini fark edemeyebilirsiniz. Sürekli bir hareketlilik ve ayine katılanların fonksiyonel bir durumda olmaları, seyredenlerin ayini tüm ayrıntılarıyla izlemesini güçleştirebilir. Ayin esnasında kullanılan objelerin çeşitliliği, giyilen giysilerin göz alıcılığı ve ortamın akustiği, ayin uygulamalarına ayrı bir gizem ve renk katar</div>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/mutluozbay.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/mutluozbay.wordpress.com/115/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/mutluozbay.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/mutluozbay.wordpress.com/115/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/mutluozbay.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/mutluozbay.wordpress.com/115/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/mutluozbay.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/mutluozbay.wordpress.com/115/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/mutluozbay.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/mutluozbay.wordpress.com/115/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/mutluozbay.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/mutluozbay.wordpress.com/115/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/mutluozbay.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/mutluozbay.wordpress.com/115/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=115&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mutluozbay.wordpress.com/2011/04/27/suryanilerde-namaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">mutluozbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>NAMAZ IN GELDİĞİ KÖK ANLAM ;NAMASKARA</title>
		<link>http://mutluozbay.wordpress.com/2011/04/27/namaz-in-geldigi-kok-anlam-namaskara/</link>
		<comments>http://mutluozbay.wordpress.com/2011/04/27/namaz-in-geldigi-kok-anlam-namaskara/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2011 07:43:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mutluozbay</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">http://mutluozbay.wordpress.com/?p=112</guid>
		<description><![CDATA[ Asanaların yapılması, çok eski bir bilim olan Hathayoganın bir kısmını oluşturuyor, ve yogik ya da psikolojik değerlerinin yanı sıra insanı daha sağlıklı yapan, organların zindeliğini ve dinçliği artıran birkaç duruştan ibaret. Asana Sözcüğü ‘duruş’ veya ‘pozisyon’ dem&#8230;ektir. Asana bireyin bedensel ve zihinsel metin, sakin, sessiz ve rahat kalabilmesi için yaşam hali demektir. Sansktitçe Surya ‘güneş’ [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=112&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Asanaların yapılması, çok eski bir bilim olan Hathayoganın bir kısmını oluşturuyor, ve yogik ya da psikolojik değerlerinin yanı sıra insanı daha sağlıklı yapan, organların zindeliğini ve dinçliği artıran birkaç duruştan ibaret. Asana Sözcüğü ‘duruş’ veya ‘pozisyon’ dem&#8230;ektir. Asana bireyin bedensel ve zihinsel metin, sakin, sessiz ve rahat kalabilmesi için yaşam hali demektir. Sansktitçe Surya ‘güneş’ Namaskara ise ’selamlama’ veya ‘bağlantı’ demektir. Böylece Surya Namaskara ‘güneşle bağlantı’ anlamına gelmektedir. Surya Namaskara bedende akan güneş enerjisinin canlandırma tekniğidir. Güneş ruhi bilinç simgesidir. Şimdi Suryacıların Güneşe tapınırken uyguladıkları Surya Namaskara nasıl yapılır birlikte öğrenelim. 1 – Dik olarak ayakta durun. Bacaklarınız bitişik. Beden dik ancak rahat olsun. Ellerinizi göğüs kafesinizin önünde birleştirin ( Namaskar Mudra). 2- Kollarınızı yukarı doğru kaldırın. Bu sırada kollarınızı ve dizlerinizi bükmeyin. 3- Kalçanızdan bükülerek öne doğru eğilin, avuçlarınız aşağıya ve alnınız dizlerinize baksın. Dizlerinizi bükmeyin. 4- Elleriniz ve ayaklarınız aynı yerde kalacak şekilde dizlerinizi yere koyun bedeniniz dizlerinizin üzerinde, kalçanız topuklarınıza değsin ve alnınız yerde olsun. 5-Geriye doğru gelirken nefes alın 6- Dördüncü sırada ki hareketleri tekrar edin. 7- Yavaşça ayağa kalkın. 8- Bir sonraki tura geçmeden önce Namaskar Mudra duruşuna gelin Nefes alın… Namaskara’da nelere dikkat etmelisiniz : 1- Her zaman boş bir mide ile yapın 2- Açık ve temiz havayı tercih edin. Havası iyice temizlenmiş bir oda da olabilir. 3- Tek başınıza veya bir grup ile yapabilirsiniz. Unutmayın ki grup çalışmaları, kollektif şuur oluşturur. 4- Temiz bir mat veya örtü kullanın. 5- Çalışmadan 1/2 saat önce yıkanın. 6- Bel fıtığı veya bel problemi olanlar, yüksek tansiyon hastası olanlar, bu çalışmayı önce doktorlarına danışmalıdırlar 7- Rahat ve bol bir giysi seçin. 9- Çalışmanın her anında bedeninizin tamamını iyice hissedin. Tam bilinç içinde uygulayın</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/mutluozbay.wordpress.com/112/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/mutluozbay.wordpress.com/112/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/mutluozbay.wordpress.com/112/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/mutluozbay.wordpress.com/112/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/mutluozbay.wordpress.com/112/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/mutluozbay.wordpress.com/112/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/mutluozbay.wordpress.com/112/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/mutluozbay.wordpress.com/112/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/mutluozbay.wordpress.com/112/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/mutluozbay.wordpress.com/112/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/mutluozbay.wordpress.com/112/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/mutluozbay.wordpress.com/112/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/mutluozbay.wordpress.com/112/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/mutluozbay.wordpress.com/112/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=112&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mutluozbay.wordpress.com/2011/04/27/namaz-in-geldigi-kok-anlam-namaskara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">mutluozbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Aramice’den bir sihirli sözcük: ABRAKADABRA</title>
		<link>http://mutluozbay.wordpress.com/2011/03/03/aramice%e2%80%99den-bir-sihirli-sozcuk-abrakadabra/</link>
		<comments>http://mutluozbay.wordpress.com/2011/03/03/aramice%e2%80%99den-bir-sihirli-sozcuk-abrakadabra/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Mar 2011 17:37:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mutluozbay</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">http://mutluozbay.wordpress.com/?p=110</guid>
		<description><![CDATA[ İlgilenenlerin de yakından bileceği üzere Semitik ya da bize daha yakın adlandırılışıyla Samî diller, büklümlü dillerdir. Bu da genellikle üç, ancak sıradışı durumlarda 2 yada 4 sessiz harften oluşan köklerden belli vezinlere uydurularak türetilen kelime ve fiiller demektir. Basit bir örnekle H-K-M kökünden, hüküm, hakim, mahkum, mahkeme, tahkim, ahkam; V-L-D kökünden valide, veled, evlad, mevlid, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=110&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> İlgilenenlerin de yakından bileceği üzere Semitik ya da bize daha yakın adlandırılışıyla Samî diller, büklümlü dillerdir. Bu da genellikle üç, ancak sıradışı durumlarda 2 yada 4 sessiz harften oluşan köklerden belli vezinlere uydurularak türetilen kelime ve fiiller demektir. Basit bir örnekle H-K-M kökünden, hüküm, hakim, mahkum, mahkeme, tahkim, ahkam; V-L-D kökünden valide, veled, evlad, mevlid, tevellüd sözcüklerinin türetildiğini gösterebiliriz. Dikkat edileceği üzere hepsinde kök harfleri ortak çekim harfleri değişiktir. Kelime türetiminin yanı sıra Arapça, İbranice ve Süryanice gibi Sami dillerde fiiller de aynı kurala uygun biçimde çekilirler. Örneğin fasih Arapça’da yazmak fiilinin kökü olan K-T-B, şimdiki zaman kalıplarında: yazıyorum eKTuBu yazıyorsun teKTuBu yazıyor yeKTuBu şeklinde çekilir. Aynı fiil, İbranice’de de aynı köke (K-T-B) sahiptir. Ancak İbranice’de B sesini veren BET harfi aynı zamanda V olarak da telaffuz edilebilmektedir bu durumda İbranice’de aynı fiilin aşağıdaki gibi çekildiğini söyleyebiliriz: yazıyorum KoTeV yazıyorsun KoTeV yazıyor KoTeV / KoTeVet Yazının konusunu oluşturan “Abrakadabra” sözcüğü de işte bu büklümlülük ile açıklanabilir bir sözdür. Her ne kadar anlamsız gibi görünse de abrakadabra, Aramice’de anlamlı bir söz öbeği teşkil eder. Aramice, bugün Süryanice olarak anılan dildir. Aramice adının bırakılmış olmasının ardında Aramilerin Hıristiyanlığı tercih ettikten sonra halen pagan olan akrabaları ile karıştırılmamak için Süryani olarakj anılmaları yatar. Süryanice ya da eski ve yaygın adıyla Aramice de tıpkı Arapça ve İbranice gibi Semitik ve doğal olarak büklümlü bir dildir. Ve adları sayılan bu iki dille çok açık benzerlikler barındırır. Arapça’da “Şimdiki Zaman” çekimi yapmak için köke bazı ön ve son ekler uygulanır vezne göre. Bu ekler 1.Tekil Şahıs’ta “elif”, 2.Tekil’de “te”, 3.Tekil’de “ye” ve 1.Çoğul Şahıs’ta “nun” ve benzeri gibi harflerden oluşur. İbranice’de ve Aramice’de ise bu sayılan ekler tuhaf bir şekilde Şimdiki Zaman için değil de Gelecek Zaman çekiminde gelirler. Yani, örnek verecek olursak: Arapça’da yazıyorum eKTuBu İbranice’de yazacağım eKToV Aramice’de yazacağım aKTaV gibi bir tablo ile karşılaşırız. Bütün bu bilgiler, abrakadabra’nın “Abra”sını açıklamaya yarar. “Abra” Aramice’de “yaratacağım” anlamına gelir. “Alef, Bet, Reş ve Alef” harfleriyle yazılır. Fiilin kök “B-R-Alef”dir. Bu kök İbranice’de de Tevrat’ın ilk cümlesi olan “Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı”da “Bereşit Bara Eloim et Aşamayim veet Aarets” cümlesinde “Bara” yani “yarattı” olarak karşımıza çıkar. Aynı kök Arapça’da da –çoğunlukla yerine H-L-K kökü tercih edilse de- bulunur ve kullanılır. “Abra” sözcüğü de bu kökten az önce sözü edilen gelecek zaman veznine göre türetilmiş bir sözcüktür ve “yaratacağım” anlamına gelir. “Kadabra” kısmını ise açıklamadan önce bir kez daha bölmek gerekiyor, “Ke’dabra” şeklinde. Buradaki Ke ya da Ki, Aramice’de bir bağlaçtır. Arapça’da “Key”, İbranice’de “Ki” şeklinde görülen bu bağlaç İngilizce’deki “like, as, that”, Fransızca’daki “afin que” ya da Farsça’daki “Ke” bağlaçlarıyla benzer ya da aynı anlamdadır. Türkçeye de “ki” olarak çevrilebilir. Kef ve Yod harfleriyle yazılır. Dabra, sözcüğü ise yine Aramice ve İbranice’de ortak olan bir kökten, söz, söylemek, demek anlamındaki D-B-R kökünden gelmektedir. Aynı kök İbranice’de Tevrat’ın Tesniye Kitabı’nın İbranice adı olan DeVaRim sözcüğünde karşımıza çıkmaktadır ki: bu ad, “sözler” anlamına gelir. Abrakadabra’nın “dabra”sı ise “söyledim, dedim” anlamına gelir Aramice’de. Sonuç olarak Abrakadabra ile ilgili buraya kadarki bilgileri bir araya toplarsak elimizde şu cümlenin olduğunu görürüz: “Söylediğim gibi yaratacağım”. Abrakadabra, kanımızca Aramice’de “söylediğim gibi yaratacağım” anlamına gelir ve henüz Sihirbazlara, “illüzyonist” denmediği dönemlerde bu türden sihirbazların bu cümleyi dillendirmeleri oldukça mantıklı görünmektedir. Arapça, Farsça bir birleşik sözcük olan sihr (büyü) ve baz (oyun, oynayan)’ın böyle bir oyun oynamış olması mükündür.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/mutluozbay.wordpress.com/110/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/mutluozbay.wordpress.com/110/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/mutluozbay.wordpress.com/110/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/mutluozbay.wordpress.com/110/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/mutluozbay.wordpress.com/110/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/mutluozbay.wordpress.com/110/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/mutluozbay.wordpress.com/110/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/mutluozbay.wordpress.com/110/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/mutluozbay.wordpress.com/110/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/mutluozbay.wordpress.com/110/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/mutluozbay.wordpress.com/110/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/mutluozbay.wordpress.com/110/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/mutluozbay.wordpress.com/110/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/mutluozbay.wordpress.com/110/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=110&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mutluozbay.wordpress.com/2011/03/03/aramice%e2%80%99den-bir-sihirli-sozcuk-abrakadabra/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">mutluozbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>KÂBE DİKİLİ TAŞ DEĞİL Mİ?</title>
		<link>http://mutluozbay.wordpress.com/2011/02/26/kabe-dikili-tas-dedil-mi/</link>
		<comments>http://mutluozbay.wordpress.com/2011/02/26/kabe-dikili-tas-dedil-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 09:36:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mutluozbay</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">http://mutluozbay.wordpress.com/?p=106</guid>
		<description><![CDATA[ 5:90 Ya eyyühellezıne amenu innemel hamru vel meysiru vel ensabü vel ezlamü ricsüm min ameliş şeytani fectenibuhü lealleküm tüflihun Diyanet Vakfı Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Yaşar Nuri Öztürk Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=106&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> 5:90 Ya eyyühellezıne amenu innemel hamru vel meysiru vel ensabü vel ezlamü ricsüm min ameliş şeytani fectenibuhü lealleküm tüflihun Diyanet Vakfı Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Yaşar Nuri Öztürk Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktik; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. NeSaBe : kurmak, inşa etmek, (birşeyi) dikmek, yükseltmek, (bir taşı işaret olarak) koymak, dikmek; (başını) kaldırmak; (kulakları) dikmek; Ensab: çğl (yol üzerindeki) işaretler; putlar; (tapınmak için dikilen) figürler / heykeller; (hayvanların kurban edildiği) sunaklar Sünnetullah hiçbir zaman değişmeyeceğine göre İbrahim&#8217;in Allah&#8217;ı yüceltmek için DİKTİÐİ söylenen (unutmayın Kabe ve İbrahim&#8217;in ilişkilendirildiği tek bir ayet bile yok, Beyt&#8217;i Kabe olarak kabul ediyoruz) Kâbe yukarıdaki ayetle ve Kuran&#8217;ın GENELİYLE büyük bir çelişki oluşturmuyor mu? Kuran nerede Allah&#8217;ı ululamak için fiziksel bir obje yapmanın doğru olduğunu yazar? Yukarıdaki tanıma tamamıyla uyduğu halde neden Kâbe de bir &#8220;ensab&#8221; sayılmıyor? 02:165 İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışındakileri Allah&#8217;a eş tutarlar da onları Allah&#8217;ı sevmiş gibi severler. İman sahipleri ise Allah&#8217;a sevgide çok kararlı ve taşkındırlar. Zulme saplananlar, azabı gördüklerinde tüm kuvvetin Allah&#8217;ta bulunduğunu, Allah&#8217;ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edeceklerini anlayabilseler! Ayetlerde buraya giren kişinin güvende olacağı belirtiliyor, Kâbe’nin içi topu topu 100 kişi ancak alır ve tarih gösteriyor ki pek emin bir yer de değil. Defalarca sellere, yangınlara maruz kalıp tekrar yapılan bu &#8220;dikili taşın&#8221; ayetteki kriterleri karşılamadığı açık. Artı ne İslam öncesi belgelerde ne de Kuran&#8217;dan önceki ilahi kitaplarda taştan yapılmış her putu parçalayan (37:91-93) put düşmanı İbrahim&#8217;in böyle bir yapı inşa ettiğine dair bir kanıt bulunur. Kabe ve buna adanan &#8220;kurbanlar&#8221; Hadislerdeki din ile Musevilik, her ne kadar iki din mensupları birbirinden nefret etse de büyük benzerlikler gösterir; kurban da bu benzerliklerin arasındadır. Levililer kitabının başlarında detaylandırılan ve arap putperestlerinin de geleneklerini arasında yer alan tanrıya kurban sunma ritüeli diğer çoğu şey gibi, şeytan işi hadislerle İslam&#8217;a da sokulmuştur. Resulullah (A) Medine&#8217;de iken Kâbe’ye kurban sunar, ben de kurbanının boynuna takılacak nişanlarını hazırlardım. Bu sırada Resulullah (sav) ihramlıların sakındığı yasaklardan sakınmazdı. Buhari, Hacc 110, Edahi 15; Müslim, 359, (1321); Muvatta, Hacc 51, (1, 340); Tirmizi, Hacc 69 (908); Ebu Davud, Menasik 17, (1757, 1758, 1759); Nesai, Hacc 65, 66, 67, 68, 69, 72, (5, 171, 173); İbnu Mace, Menasik 94, (3094) Kuran&#8217;a göre ise bırakın bir taşı, Allah&#8217;a kurban sunmak bile habistir: 06:136 Kendi döllendirip yaydığı ekinden ve hayvanlardan Allah&#8217;a bir pay ayırdılar da kendi zanlarınca şöyle dediler: &#8220;Bu Allah için, bu da ortaklarımız için . &#8221; ortakları için olan Allah&#8217;a ulaşmaz. Ama Allah için olan, ortaklarına ulaşıyor. Ne kötü hüküm veriyorlar! 9:95 ayetini manipule edip Kabe&#8217;ye kurban adanması gerektiğini savunan arap dini izleyenleri taştan yapılmış putlarına adanan kurbanların asla Allah&#8217;a ulaşmayacağını hadis külliyatı okudukları kadar Allah&#8217;ın kitabını okusalardı belki görebilirlerdi! KURAN&#8217;DAKİ KÂBE &#8220;Diğer din salikleri Tanrıyı putlar vasıtasıyla sembolleştirmişlerdir. Bu putlarla Tanrı&#8217;nın herhangi bir sıfatını sembolleştirmek istemişler ve sanatkârane putlar yapmışlardır. Hatta bildiğiniz gibi Hıristiyanlar da haç&#8217;a hürmet ederler. Bu haç onlar için, Tanrı&#8217;nın bir sıfatını temsil etmektedir. Diğer dinlerde, mesela Brahmanizm&#8217;de dört elli bir put varsa bu demektir ki, Tanrı insanlardan daha kuvvetlidir. Hristiyanlarda bunun aksine, Tanrı insanlara karşı olan merhametini günahkar insanlara göstermek için öz oğlu olan Hz. İsa&#8217;yı kurban etmiştir. Hristiyan inancına göre Hz. İsa haç&#8217;ın üzerinde öldüğü için bu haç, Tanrı&#8217;nın merhamet sıfatını temsil eder. Bunların aksine Hz.Adem&#8217;le başlayan İslam dini, bir put değil, fakat Allah&#8217;ın evini seçmiştir. &#8221; Yukarıdaki alıntıda yazar kendince İslam&#8217;ın diğer dinlerden farkını yazmış ama bunun içinde oluşturduğu çelişkiyi görmezden gelmiştir. Tüm dinleri putperestlikle suçlayan yazar, kimin tarafından yapıldığı bile tam olarak bilinmeyen, tarih boyunca birçok kez sel veya çıkan yangınlardan ötürü tekrar inşa edilmek zorunda kalınan kerameti kendinden menkul bir taşa &#8220;Allah&#8217;ın evi&#8221; demek cüretini göstermiştir. Bu taş bazı Sünnilere göre Allah&#8217;ın bu dünyadaki &#8220;şanını&#8221; simgeler, bazılarına göre ise Allah&#8217;ın sembolik olarak kendisidir. Bu, pratik olarak tanrılarını cisimleştirmek için kendilerine putlar yapan ve bunlara tapan özellikle eski çağlarda yaygın olarak görülen putperestlerin tanrılarını somutlaştırma çabası gibidir ve yukarıda gösterdiğimiz gibi yasaklanmıştır. Kuran görünmeyene iman etmeyi (2:3) ve her türlü &#8220;tapınma&#8221; ritüeli yerine insanların Yaratan&#8217;a kulluk etmesini emreder. Eğer Mekke&#8217;ye bir gün yolunuz düşerse bu &#8220;siyah küpün&#8221; odak noktasının güneydoğuda yer alan ve kış güneşinin doğduğu yere bakan Siyah Taş olduğunu göreceksiniz. Bu ayar tesadüfi değildir. Putperestlerin tanrısı Allat bir bereket tanrısıydı ve genelde bereket / verimlilik tanrıları Güneş&#8217;le simgelenirdi. Bu örnekte kış güneşinin doğduğu nokta Güneş&#8217;in yeniden doğuşunu simgeler. Daha yakından bakarsanız, siyah taşı çevreleyen alanın açılmış bir vulva ve bu taşın da vulvadan çıkan taç takmış bir bebek başı şeklinde olduğunu göreceksiniz. Bu yeni doğan bebeğin başına biraz daha yaklaşın, bunu öpen insanlar göreceksiniz. Neden diye soracak olursanız başı öptüğünüzde günahlarınızdan arınıp YENİDEN DOÐMUŞ gibi olacağınızı söyleyecektir. Biraz daha etrafta dolaşın ve insanların bu küpü 7 kere tavaf ettiğini göreceksiniz. Bunların hiçbiri KURAN&#8217;da yoktur ve hepsi putperest Arap geleneklerinin kalıntılarıdır. Beyt kelimesini az önce gördük, kâbe ile ilişkilendirildiği bir tek ayet bile yok. Kuran&#8217;da beytullah kelimesi ise hiçbir yerde bulunmaz. Gelenekçiler için olmazsa olmaz olan; onsuz namaz kılamayacakları, hac yapamayacakları Kâbe kelimesi Kuran&#8217;da sadece 3 yerde geçer, şimdi kelimenin anlamlarına ve geçtiği ayetlere bakalım: كعبة : şişik / bukle / yumru / tümsek / çıkıntı; düğüm; (bitkiler için) eklemli kök; kemiklerin eklem / bağlantı bölgesi (genel olarak ayak bileği); tapuk; (hayvanlarda) tarso; yüksek mevki / asalet / şan / görkem; yükseltilmiş herhangi bir şey; kare / kübik ev / oda; kare şeklinde; Rabi&#8217;ah kabilesine ait Mekke&#8217;de yapıldığı gibi etrafında dönülen bir tapınak Kâbe kelimesine sadece genel içeriği yiyecek olan Maide (5) suresinde rastlıyoruz: 05:06 Ey iman edenler! Bağlılığa duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin ve ayak bileklerinize kadar [ilel ka'beyn] ayaklarınızı yıkayın. 05:95 Ey iman edenler! İhramlı iken avı öldürmeyin. İçinizden kim onu kasten öldürürse öldürdüğü hayvanın dengi (ona) cezadır. (Buna) Kabe&#8217;ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kişi hükmeder (öldürülen avın dengini takdir eder). Yahut (avlanmanın cezası), fakirleri doyurmaktan ibaret bir keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Ta ki (yasak av yapan) işinin cezasını tatmış olsun. Allah geçmişi affetmiştir. Kim bu suçu tekrar işlerse Allah da ondan karşılığını alır. Allah daima galiptir, öç alandır. (Diyanet) AFALLAHÜ AMMA SELEF VE MEN ADE FE YENTEKIMÜLLAHÜ MİNHU Allah geçmişi affetmiştir ve (bu suça) tekrar dönen, Allah ondan intikam alır. Geçmişte kim ihramlı olarak Kâbe’de avlanmıştır? Sözüm ona İslam tarihine göre geçmişte Kabe İNKARCILAR tarafından tavaf ediliyordu. بلغ : vardı, ulaştı; olgunlaştı; (bir miktar) tuttu, kadar etti 05:95 Ey iman edenler! YASAKLI iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim onu kasten öldürürse cezası MALLARDAN / HAYVANLARDAN onun dengidir. HEDİYENİN AYAK BİLEÐİ OLGUNLUÐUNU [baliğal ka'beti] içinizden adalet sahibi iki kişi hükmetsin&#8230; Yasak av mevsiminde avlanan kişinin öldürdüğü hayvanın değeri ayak bileğinin olgunluğundan biçilecek ve kişiye buna göre bir ceza verilecektir ya da bu kişi fakirleri doyuracak o da olmazsa oruç tutarak kefaretini ödeyecektir. Ühılle leküm saydül bahri ve taamühu metaal leküm ve lis seyyarah ve hurrime aleyküm saydül birri ma düntüm huruma vettekullahellezı ileyhi tuhşerun 05:96 Hem size hem de yolculara fayda olmak üzere (faydalanmanız için) deniz avı yapmak ve onu yemek size helâl kılındı. İhramlı olduğunuz müddetçe kara avı size haram kılındı. Huzuruna toplanacağınız Allah&#8217;tan korkun. Yasak aylarda deniz avında bir sınırlama yokken kara hayvanları avına sınırlama getirilmiş. Bu ayetlerde açıkça İslam ve peygamber düşmanlarının ahlaksızlıklarına tekrar tanık oluyoruz. Aynı kökten türemiş kelimenin ilkini ihramlı olarak çeviren Arap dini izleyenleri ikincisini ise haram kılındı olarak çevirmiş. Tekrar hatırlatırım Kuran&#8217;da ihram diye bir kelime geçmez. 5:97&#8242;nin uygun çevirisi: 05:97 Allah HARAM SİSTEMİNİN AYAK BİLEÐİNİ / TEMELİNİ, yasak ayı, hediyeleri ve otoriteleri insanlar için bir dayanak yaptı. Böylece, Allah&#8217;ın göklerde olanı da yerde olanı da bildiğini, Allah&#8217;ın her şeyi bilici olduğunu siz de bilesiniz. قيام : kalkma, kalkış; ayakta durma; varoluş; ayrılma, terketme; tamamlama; destek, dayanak Allah avlanma yasağını, bunun cezasını insanlar için bir destek olarak yapmıştır. Avlanmada yasak aya uymak gerçekten insanlara faydalıdır. Siyah küp kabenin ise ne yasak ayla ne hediyelerle ilgisi yoktur.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/mutluozbay.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/mutluozbay.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/mutluozbay.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/mutluozbay.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/mutluozbay.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/mutluozbay.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/mutluozbay.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/mutluozbay.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/mutluozbay.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/mutluozbay.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/mutluozbay.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/mutluozbay.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/mutluozbay.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/mutluozbay.wordpress.com/106/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=106&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mutluozbay.wordpress.com/2011/02/26/kabe-dikili-tas-dedil-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">mutluozbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>VAHY-ELÇİ-KİTAP KONUSUNA FARKLI BİR YAKLAŞIM</title>
		<link>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/10/17/vahy-elci-kitap-konusuna-farkli-bir-yaklasim/</link>
		<comments>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/10/17/vahy-elci-kitap-konusuna-farkli-bir-yaklasim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Oct 2010 18:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mutluozbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mutluozbay.wordpress.com/?p=104</guid>
		<description><![CDATA[İslam dünyasında peygamber zamanından beri konuşulan ama geleneğin katı tutumu ve mahalle baskılarının etkisiyle üzerinde çok fazla tartışılma yapılamayan bu yaklaşımı kendi yorumumla ilginize sunuyorum. Tek bir Yaratıcı inancı ve bununla beraber tek bir din(ed-din=Allahın dini) inancı olması gerekirken yeryüzündeki insanlar bu konuda ortak bir fikre varamamıştır. Allah katında tek din islamdır. Yalnız &#8220;İslam&#8221; kelimesi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=104&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İslam dünyasında peygamber zamanından beri konuşulan ama geleneğin katı tutumu ve mahalle baskılarının etkisiyle üzerinde çok fazla tartışılma yapılamayan bu yaklaşımı kendi yorumumla ilginize sunuyorum. Tek bir Yaratıcı inancı ve bununla beraber tek bir din(ed-din=Allahın dini) inancı olması gerekirken yeryüzündeki insanlar bu konuda ortak bir fikre varamamıştır. Allah katında tek din islamdır. Yalnız &#8220;İslam&#8221; kelimesi farklı bir dini ifade etmez. İyiliğin, adaletin, sevginin, samimiyetin ve barışın adıdır\yoludur. &#8220;Din&#8221; konusundaki TÜM sorunlarımızın kaynağı aslında şu sorunun cevabında gizlidir. Vahy GÖKTEN uçan melekler aracılığıyla mı indi, yoksa, vahye YERDEN insanlar tarafından mı ulaşıldı\ulaşılıyor? Bu yazıda genel inanışın tersine ikinci seçenek üzerinde durulacaktır. Allah evrenleri ve içindeki tüm sistemleri bir vahy\ bilgi ile yaratmıştır. Bundan dolayı İLAHİ vahy(bilgi) tüm evreni kuşatmıştır. Evrenlerin içindeki herşey &#8220;potansiyel&#8221; olarak vahyi\BİLGİYİ taşır. Bütün bu vahyin toplu halini El-Kitap=Ana Kitap=Allah&#8217;ın KİTABI olarak düşünebiliriz. Yüce yaratıcının özelden bir beşerle sesli-sessiz iletişim kurmaya ihtiyacı yoktur. &#8220;O&#8221; yaratmasıyla ve işleyen sistemindeki ölçülerle ZATEN sürekli iletişim halindedir. &#8220;Vahy&#8221; yaratıcı için bilgiyi, yaratılan bizler içinde bilgi edinimini ifade eder. Bir örnek vermek gerekirse; &#8220;Doğa tekerleği insanlara sunmaz, ama tekerleği içerisinde barındırır. İnsan tekerleği bulandır, dolayısıyla doğa bu tekerleği insan bulduğunda ona sunandır.&#8221; Yaratıcının bilgi sunması\vahyetmesi de tekerleğin ortaya çıkışı gibidir. Tekerleğin ortaya çıkışı öğrenildiğinde bu KİTAPlaştırılır. Bir ressam resim bilgisi üzerine, bir cerrah operasyon üzerine, bir bilim adamı ilgilendiği alan üzerine sistemden sürekli bilgi\vahy alır. Tıpki bir öğretmen, marangoz, madenci, aşcı, yazar, çizer gibi. Aralarındaki fark ilgi duydukları konularla ilgilidir. Ressam gördüklerinin ve hayal ettiklerinin resmini, filozof gördüklerinin ardındakilerin resmini, elçiler ise görünen, görünenin ardında olan, ve kurallarla dolu olan sistemin ve yöneticisinin resmini kelimelendirenlerdir. Peygamberlerin elçi doğması ise şair doğmak, ressam doğmak, müzisyen doğmak gibidir. Elçi olmak; doğarken sahip olduklarını ikame etmek, onlara ivme kazandırmak, heba etmeden ilerletmektir. Elçiler; mukayese eden, muhakeme eden, gözlemleyen, araştıran ve mücadele eden, hesapsız, ölçüsüz konuşmayan mütefekkirlerdir. Muhammed peygamberin Hira&#8217;da yaptıkları bunlardır. Bize öğretildiği gibi 40 yaşına kadar dünyadan bihaber, sonra birden devrimci\aydın\elçi\lider mi oldu. Yoksa bunlar hayatındaki sürecin dışa vurumu muydu. İyi düşünmek lazım. Elçiler Rabb&#8217;in evrendeki dilini kelimeleştirdiler ve insanlığa okudular. Kur&#8217;an okunan demektir. Daha önceden tevrat, incil, mezmurlar vs o dönemin ana kitaptan okunanlarıydı. Daha sonra Muhammed çıktı ve el-kitabtan okumalarda bulundu. O ve çevresindekiler insanlığı silkeletecek söylemlerde bulundular. Şu an idrak ettiğimiz islam anlayışı bu söylemlerin kurumsallaştırılmasıdır. Elimizdeki Kuran mushafı bize o dönemin şahitliğini yapıyor. Kuran mushafı, ana kitabın 7.yy da arap coğrafyasına yansımasıdır. Muhammed peygamberin ŞAHİT olduklarıdır. Muhammed peygamber (selam ona) EL-Kur&#8217;an ile hitap etti. El-kitaptan okuduklarını toplarayak, okunanlar olarak aktardı. Sonra bize de ulaşan El-kitab mushafı oluşturuldu. El-kitab, El-kuran ve mushaf arasındaki ilişki bu şekildedir. Kuran mushafı bizler için oldukça önemlidir. Hakikati anlama yolunda önemli işaretler taşır. Bizim için bir kolaylıktır. Bize yol ve yön gösterir. İnsanlık tarihinin yaratıcıyı anlama noktasındaki 7.yy a kadar olan, bir nevi, birikimidir. Onu anlamının en iyi yolu indiği zamanı göz önünde bulundurarak, Kuranı kendi içerisinde çözümleyerek ve Muhammed peygamberi iyi anlayarak mümkün olacaktır. Muhammed peygamber EL-Kur&#8217;an ile hitap etti. El-kitaptan okuduklarını toplarayak, okunanlar olarak aktardı. Sonra bize de ulaşan El-kitab mushafı oluşturuldu. El-kitab, El-kuran ve mushaf arasındaki ilişki bu şekildedir. HATİPSİZ hitaplar her zaman eksik kalmaktadır, bu nedenle kur&#8217;an mushafı hakkındaki araştırmalar genelde NETİCE ile sonuçlanmamaktadır. HATTA Kuran&#8217;ın bu yüzyıla kadar geri plana atılmasının sebeplerinden biri de budur. Kuranın hatibi Muhammed peygamber öldükten sonraki ümmetinin durumu da ortadadır. KURAN\FURKAN sadece Muhammede(selam ona) inmekle kalmadı. O halen iniyor inmeyede devam edecektir. Vahyin canlılığı mushaftaki o döneme ait kelimeleri bugüne uyarlamak değildir, vahyin canlılığı ona her an ulaşabilmektir. Kelimeler ÖLÜDÜR ama VAHY canlıdır. Süreklidir. En üst perdede Hatibimiz ise Allah&#8217;tır. O&#8217;nunla sürekli muhattabızdır, zira O ölmez. O&#8217;nun açısından kelimeleştirecek bir hatibi beklememeliyiz, zira o bizlerle sürekli konuşmaktadır. Onun kitabı El-kitap 1400 sene önce iki kapak arasına alınarak sonlanmadı. Bu mümkünde değildir. İyi ve kötü evrenseldir, adalet evrenseldir. Ama bunların toplumlarda uygulanışı, bünyelere tesiri farklıdır. İncil, Tevrat, Kur&#8217;an mesajlarının iyi ve kötüye dair olan kısımları evrenseldir, ama toplumsal uygulamaları, hukuksal düzenlemeler vs, kendi dönem ve zamanları ile kısıtlıdır. Yani mushaflardaki evrensel olan bölümler bugün de canlıdır. Bunlarda insanın fıtratında zaten mevcuttur. Toparlamak gerekirse; &#8220;Yaratıcının fıtri özelliği yaratmaktır, Yaratılanların ki ise yaratılışına uygun yaşamaktır&#8221;. Yani yaratıcı yaratarak konuşur, insan onu benliğinde duyar, sonra ona hayatıyla\yaptıklarıyla\amelleriyle cevap verir. Sorumluluğunu içinde hisseder. Ölçü ise fıtrata uygunluktur. Kitapların\elçilerin\dinlerin amacı bize fıtratımızdakileri hatırlatmaktır. Tüm elçilere selam olsun..</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/mutluozbay.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/mutluozbay.wordpress.com/104/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/mutluozbay.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/mutluozbay.wordpress.com/104/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/mutluozbay.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/mutluozbay.wordpress.com/104/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/mutluozbay.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/mutluozbay.wordpress.com/104/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/mutluozbay.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/mutluozbay.wordpress.com/104/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/mutluozbay.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/mutluozbay.wordpress.com/104/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/mutluozbay.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/mutluozbay.wordpress.com/104/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=104&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/10/17/vahy-elci-kitap-konusuna-farkli-bir-yaklasim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">mutluozbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hz.İbrahimin tekzibi</title>
		<link>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/10/12/hz-ibrahimin-tekzibi/</link>
		<comments>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/10/12/hz-ibrahimin-tekzibi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 15:27:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mutluozbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ibrahime iftira]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ibrahimin tekzibi]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[kurban ve hz.ibrahim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mutluozbay.wordpress.com/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[&#8221; Yüzyıllardır gerek yahudi ve hıristiyanlar hakkımda iftiraya varacak yalanlar uydurarak kişiliğimi karartmaktadrılar. Yaklaşan Kurban bayramı vesilesiyle de müslüman hoca ve vaizlerin hakkımda gözyaşları içinde bu karalamaya devam edeceklerini düşündüğümden aşağıdaki açıklamayı ahmet günaydın aracılığıyla yapmayı uygun gördüm. kamuoyuna duyurulur. 1. Kuranın saffat süresinin 100. ayetinde de belirtildiği gibi, ben rabbimden yumuşak huylu bir erkek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=99&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8221; Yüzyıllardır gerek yahudi ve hıristiyanlar hakkımda iftiraya varacak yalanlar uydurarak kişiliğimi karartmaktadrılar. Yaklaşan Kurban bayramı vesilesiyle de müslüman hoca ve vaizlerin hakkımda gözyaşları içinde bu karalamaya devam edeceklerini düşündüğümden aşağıdaki açıklamayı ahmet günaydın aracılığıyla yapmayı uygun gördüm. kamuoyuna duyurulur. 1. Kuranın saffat süresinin 100. ayetinde de belirtildiği gibi, ben rabbimden yumuşak huylu bir erkek çocuk istedim. söylenildiği gibi onu kurban edeceğimi söylemedim. keseceğim bir çocuğu neden isteyeyim ki? ayrıca o dönemde çocukların kurban edildiği de safsatadan ibarettir. 2. Oğlum benimle çalışacak çağa geldiği dönemlerde (saffat :101) uykumda bir rüya gördüm. dedim ki: &#8220;oğlum uykumda seni kesitiğimi gördüm. Bak ne görüyorsun&#8221; &#8216;bak ne görüyorsun&#8217;un arapçada anlamı: &#8216;görüşün nedir&#8217;? nasıl yorumluyorsun demektir. Yani ben oğlumun rüyamı yorumlamasını istedim. Oğlumun görüşlerine saygı duyduğum için yorumunu almak istedim. 3. Oğlum benim ruyamı yorumladı. Ve bana endişelenecek bir şey olmadığını emrolunduğum şeyi yapmamı söyledi. benim emrolunduğum şey aslında üstlendiğim misyondur. üzerime aldığım görevdir. oğlumu kesmek benim görevim değil ki. emrolunduğumun oğlumu kesmek olduğu safsatası Allaha ve bana saygısızlıktır, uydurmadır, magazindir. 4. Oğlum aynı zamanda yumuşak huylu ve uyumlu olduğu için bu konuda bana zorluk çıkarmayacağının, babamın ve toplumun karşıma dikildiği gibi karşıma dikilmeyeceğinin, devamlı arkamda olacağının ve de inşaallah bu konudaki zorluklara dayanacağının garantisini vermiştir. vaktiyle babam ve toplum bana karşı çıktı onları aştım oğlum sözkonusu olursa ne olacağının sorgulaması idi bu. kuranın tevbe süresinin 24. ayetinde herkesin bu kişilik savaşında neleri feda edebileceği ile bir anlamda sınanabileceği vurgulanır. Oğlum benim onunla sınanmasına gerek kalmayacağını deklere etmiştir. 5. İikimiz de teslim olduk (103) aslında Oğlum da bana katıldı. ve ben oğlumu yukarıya zirveye, en başa uzattım(ve telle hu lilcebin). telle arapçada bir şeyi yukarıya uzatmak demek iken hikayedeki telle magazine uygun olarak tahrif edilip yere yatırdı palavrası uydurulmuştur. tamamıyle bir iftiradır. yorumunu ve açık desteğini duyunca oğlumu alnından öptüm ve başımın üzerine çıkardım. siz olsaydınız güzel bir yorum yapan oğlunuzu taşı bile kesen bir bursa bıçağıyla (gizli reklam) kesmeye gidermisiniz? hele ona hade ormana gidelim odun keseceğiz diye yalan söyler misiniz? ( bu yalan söyleme çelişkisini ahmet hocanın bir öğrencisi bu nasıl peygamber oğluna yalan söylüyor diye farketmiştir.) hele bu hikayedeki en makul düşünen adamın şeytan oluşunu duyunca çok hayıflanıyorum. güya beni, oğlumu, annesini ikna turları yapıyor.. bu kadar salakça bir şeytan avukatlığını olsa olsa nihat hatipoğlu ve ömer döngeloğlu gibi magazin palavracıları anlatabilir. 6. Rabbim bana rüyayı doğruladığımı söyleyerek seslendi evet. doğruladı. İhsan eliaçık hoca(severim kendisini) bile &#8216;rüyayı gerçek hayatta uygulamaya kalktı&#8217; diye yorumluyor. Olacak şey mi bu? beni tanımıyor musunuız? Ben ki her şeyin sebebini mantığını sorgulamayı ilke edinen bir adamım. ruyanın aynen yapılmayacağını bilemeyecek kadar aptal mı sandınız beni: Veya beni şizofren mi sandınız? Bir şeyi doğrulamak gerçek hayattaki karşılığını bulmak demektir. ben de oğlum sayesinde buldum. 7. Rabbim beni O zamana kadar ki fedakarlığım dolayısıyla büyük bir kurban geleneğiyle fidyelendirdi. benim aranızda anılmamı sağladı. Maalesef bunu da yanlış anladınız. Bu fidyeyi de bir hayvana indirgediniz. halbuki o her şeyden vazgeçebilme becerisidir. hiç bir şeyi Hanif olmaktan fazla önemsememe geleneğidir. Beni rabbim yüceltti. Çünkü ben kendi iç dinamiğimle kişiliğimi inşaa etme ve self determinasyonu başarma erdemine sahiptim. Benim güçlü kişiliğimi magazinnsel uydurma anlatımlarla gölgelemeye çalışan bu palavracı sahtekarlara inanmayın. Ben şizofren bir adam değilim. Ben Gerçeği keşfedip bunun arkasında ne pahasına olursa olsun duran bir adam olarak yaşadım. Lütfen hakkımda anlatılanları bu kişiliğim çeröevesinde değerlendirin. kamuoyuna duyurulur. Bu açıklamamı yapmama fırsat veren Ahmetb Günaydın dostuma teşekkür ederim. İbrahim halilullah. ziraate elverişsiz vadi. bekke.&#8221;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/mutluozbay.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/mutluozbay.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/mutluozbay.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/mutluozbay.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/mutluozbay.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/mutluozbay.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/mutluozbay.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/mutluozbay.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/mutluozbay.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/mutluozbay.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/mutluozbay.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/mutluozbay.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/mutluozbay.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/mutluozbay.wordpress.com/99/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=99&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/10/12/hz-ibrahimin-tekzibi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">mutluozbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>kurban ve hz.ibrahim</title>
		<link>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/05/13/kuran-ve-hz-ibrahim/</link>
		<comments>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/05/13/kuran-ve-hz-ibrahim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 09:52:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mutluozbay</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">http://mutluozbay.wordpress.com/?p=82</guid>
		<description><![CDATA[21.Yüzyılda bu çağdışı uygulamaların, inanç adına yapılan hayvan kurbanının kalkması için İNANÇLI İNSANLARIN yeni bir peygambere ihtiyaçı mı var? Kutsal kitaplarda (özellikle Tevrat ve Kuran’da) anlatılır ki Hz İbrahim, oğlu İsmail’i Allah’ın emriyle kurban niyetiyle kesmek istemiş. O zamanlar tanrılar adına, insanlar kurban olarak kesilirdi. Hz. İbrahim bu vahşete son vermek istiyordu. İbrahim, &#8220;Bunu kendim [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=82&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>21.Yüzyılda bu çağdışı uygulamaların, inanç adına yapılan hayvan kurbanının kalkması için İNANÇLI İNSANLARIN yeni bir peygambere ihtiyaçı mı var?</p>
<p>Kutsal kitaplarda (özellikle Tevrat ve Kuran’da) anlatılır ki Hz İbrahim, oğlu İsmail’i Allah’ın emriyle kurban niyetiyle kesmek istemiş.</p>
<p>O zamanlar tanrılar adına, insanlar kurban olarak kesilirdi. Hz. İbrahim bu vahşete son vermek istiyordu. İbrahim, &#8220;Bunu kendim kaldırıyorum.&#8221; deseydi kimse ona inanmazdı; belki de bu O&#8217;nun hayatına mâlolurdu. O günkü inanç sistemine karşı çıkamazdı. Direkt karşı çıkmış olsaydı O&#8217;nun için daha beter olurdu. (Bu olaya diyalektik mantık çerçevesinde bakmak lazım.)</p>
<p>İşte bu vahşeti inandırıcı bir yöntemle ortadan kaldırmak için oğlu İsmail&#8217;i kullanarak bir senaryo hazırladı ve etrafa &#8220;tanrı adına oğlunu keseceği&#8221; haberini yaydı. Günü gelince İsmail’i yere yatırıp bıçağı boğazına dayadığı sırada Cebrail’in gelerek O&#8217;na tanrıdan &#8220;İnsan yerine hayvan kurban edebileceği&#8221; vahyini getirdiğini söyledi. Olay bu şekilde tarihe geçti ve kutsal sayılan kitaplarda da yer aldı.</p>
<p>İbrahim’in amacı &#8220;Tanrı, insan yerine hayvanları da kurban olarak kabul eder.&#8221; mesajını vermek ve insan katliamını ortadan kaldırmaktı. İbrahim burada tanrıyı devreye soktuğu halde bazı insanlar yine insanları kurban etmeğe devam etti ve bu gelenek Hz. Muhammed zamanına kadar devam edegeldi. İslam tarihinde anlatılır ki bir olay sebebiyle Muhammed’in dedesi Abdulmuttalib, oğlu Abdullah’ı (Muhammed’in babası) kesmek ister. Ama kefaret olarak 100 deve verip bundan vazgeçer.</p>
<p>Hz. İbrahim o dönemde tanrıyı devreye sokmasaydı kimse ona inanmayacaktı. Ancak işi tanrıya (Allaha) havale etmesine rağmen insanların tanrılar adına kurban edilmesi işlemi Muhammed dönemine kadar da devam etti.</p>
<p>Sonuç olarak belirtmek isterim ki bu uyduruk ve yararsız inançları aşamadığımız, insanın kaderini tayin etme noktasında yetkinin ancak insanda olduğunu kabul etmediğimiz ve her türlü fikri tartışan açık bir toplum haline gelemediğimiz sürece sıkıntılar hep olacaktır.</p>
<p>O gün için insan kurban etmek toplumun geniş kesimleri tarafından normal karşılanırdı. İnsanlar inançları gereği bu uygulamayı kaldırmayı değil tartışmayı bile istemezlerdi. Bu uygulama din adamları ve zamanın siyası otorileri tarafından desteklenirdi. O güne kadar tanrısı veya Allahı istediği için insanları kurban etmişlerdi. Geçmişte insan kurban etmek normal karşılanırken, günümüzde insanlık adına utanç verici. İnsanlık tarih sürecinde herşeyiyle gelişen, değişen bir varlık. Ama dinin kalıplaşmiş öğretisi bu gelişime ne kadar ayak uydurabiliyor?</p>
<p>Geçmişte olduğu gibi günümüzde de dini inançlarımızın bize dayattığı çağ dışı uygulamalar var.<br />
Bunları, Allah&#8217;ın bizden isteği olduğuna inandırılmışız. Bu uygulama ve düşünceleri tartışmasız gerçekler olarak kabul ediyoruz.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/mutluozbay.wordpress.com/82/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/mutluozbay.wordpress.com/82/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/mutluozbay.wordpress.com/82/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/mutluozbay.wordpress.com/82/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/mutluozbay.wordpress.com/82/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/mutluozbay.wordpress.com/82/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/mutluozbay.wordpress.com/82/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/mutluozbay.wordpress.com/82/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/mutluozbay.wordpress.com/82/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/mutluozbay.wordpress.com/82/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/mutluozbay.wordpress.com/82/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/mutluozbay.wordpress.com/82/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/mutluozbay.wordpress.com/82/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/mutluozbay.wordpress.com/82/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=82&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/05/13/kuran-ve-hz-ibrahim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">mutluozbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SALAT KELİMESİNİN SÖZLÜK ANLAMLARI</title>
		<link>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/03/11/salat-kelimesinin-sozluk-anlamlari/</link>
		<comments>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/03/11/salat-kelimesinin-sozluk-anlamlari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 15:32:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mutluozbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[salat nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mutluozbay.wordpress.com/?p=80</guid>
		<description><![CDATA[ صلو : dua, dua etmek; yalvarma, yakarış; konuşma, söylev, nutuk; övgü, methiye; nimet; meydana getirmek, sebep olmak; yakından takip etmek, izlemek, uymak, bağlı kalmak; irtibata geçmek veya irtibata geçilmek; hayvanın kuyruğunun çıktığı yer, but. Örneğin bir at yarışında ilk atın peşinden bir burun farkıyla giden ata el-musalli (yakından izleyen) denir7. &#8220;Musallin&#8221; (çoğulu) Kuran&#8217;da 70:22, 74:43 [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=80&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> صلو : dua, dua etmek; yalvarma, yakarış; konuşma, söylev, nutuk; övgü, methiye; nimet; meydana getirmek, sebep olmak; yakından takip etmek, izlemek, uymak, bağlı kalmak; irtibata geçmek veya irtibata geçilmek; hayvanın kuyruğunun çıktığı yer, but. Örneğin bir at yarışında ilk atın peşinden bir burun farkıyla giden ata el-musalli (yakından izleyen) denir7. &#8220;Musallin&#8221; (çoğulu) Kuran&#8217;da 70:22, 74:43 ve 107:04 numaralı ayetlerde geçer. 75:32&#8242;den de salat kelimesinin &#8220;izlemek, uymak&#8221; anlamına geldiğini görebiliriz çünkü &#8220;yüz çevirme&#8221; kelimesinin tam zıttına konmuştur. * Bu ayette salât kelimesi fiil olarak (salla) kullanılmıştır. 75. Ayet: 31. İşte o, doğrulamamış, namaz kılmamıştı? 32. Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti. Ayete bakarsak saddaka (doğru kabul etti) kelimesinin altında kezzebe (yalanladı) kelimesi; salla (?) kelimesinin altında ise tevella (uzak durdu / yüzünü çevirdi) kelimesini görürüz. 75:31 İşte o, (Peygamberin getirdiğini) doğru kabul etmemiş, (ona) uymamıştı / bağlanmamıştı / kendini adamamıştı da. 75:32 Yalan saymış ve yüz çevirmişti. Kur&#8217;an&#8217;da inananların peşinden gittikleri kitaba salat denmiştir. Örneğin Şuaybın salatı (ardınca gittiği şey) onun kavmine emirler verebilmektedir. Namaz anlamındaki salat bunu yapamaz. Yani salatı ikame etmek = zikrin peşinden gitmektir. Bu ayetler bunu en güzel şekilde ispatlamaktadır: Yasin 11: &#8230;İnnemâ tunziru meni-ttebe�a-zzikra vehhaşiye-rrahmâne bilgayb(i)&#8230; Anlamı: Sen ancak şu kimseyi uyarırsın: Zikr&#8217;e tabi olanları ve Rahman&#8217;dan içten çekinnleri&#8230; Fatır 18: &#8230;innemâ tunziru-llez.îne yah.şevne rabbehum bilg.aybi veekâmû-ssalâ(te)&#8230; Anlamı: Sen ancak şu kimseleri uyarırsın: Rablerinden içten çekinenleri ve salatı ikame edenleri&#8230; Yine &#8220;ikame&#8221; fiiliyle Yahudilerin ve Hıristiyanların kendilerine indirilene uymadıkları şöyle bildirilmiştir: Velev ennehum ekâmû-ttevrâte vel-incîle vemâ unzile ileyhim min rabbihim&#8230; 05:66 Eğer onlar Tevrat&#8217;ı, İncil&#8217;i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni ikame etselerdi / ayakta tutsalardı / uygulasalardı&#8230; Bir örnek daha: 19:60-61 Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar salât&#8217;ı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler. Ancak tevbe edip, iman eden ve iyi davranışta bulunan kimseler hariçtir. Bunlar, cennete, girecekler. Ve bir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Bu ayete göre kişi salât&#8217;ı bırakınca nefsini izliyor. Peki neyin izlenmesi gerekiyor, cevap açık değil mi? Kuran&#8217;da genel olarak salat&#8217;ın iki anlamı kullanılmıştır: ahde yani Kur&#8217;an&#8217;a bağlılık, ona uygun yaşama, ilahi emirleri yerine getirme; diğeri ise peygamberin Kur&#8217;an okuyarak belli saatlerde yerine getirdiği &#8220;bağlantı / söylev&#8221;. Peygamberin yaptığı söylev de Allah ile yapılan ahde bağlılık olduğundan bir çeşit bağlılıktır. İLK ANLAM: BAĞLILIK Allah tüm peygamberlerin ve getirdikleri kitaplara iman edenlerin mîsakını almış olmaktadır. Eski Ahit ve Yeni Ahit&#8217;e bakarsanız Kuran&#8217;da ehli kitaba da emredildiği söylenen namazın izine birkaç zorlama yorum hariç rastlamak mümkün olmayacaktır ama &#8220;akde bağlı kalın&#8221; sözü çok geçer. Kuran&#8217;da da sözü geçen bu mîsaklara bir göz atalım: İsrailoğullarının Mîsakı / Sözü: 5:7 Allah&#8217;ın, üzerinizdeki nimetini ve sizi bağladığı mîsakını / sözünü unutmayın. Hani, &#8220;İşittik, boyun eğdik!&#8221; demiştiniz. Allah&#8217;tan korkun. Allah, göğüslerin içindekini çok iyi bilir. 5:12 Yemin olsun ki, Allah İsrailoğullarının mîsakını almıştı da içlerinden on iki temsilci göndermiştik. Allah şöyle demişti: &#8220;Ben sizinle beraberim. Bağlantıyı / bağlılığı ayakta tutarsanız, arınma gösterirseniz, resullerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah&#8217;a güzel bir biçimde borç verirseniz, kötülüklerinizi elbette örteceğim ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere elbette koyacağım. Artık bundan sonra küfre gideniniz yoldan sapmıştır.&#8221; 02:43 (Ey İsrailoğulları) Bağlantıyı ayakta tutun / koruyun, arınma gösterin; tevazu gösterenlerle tevazu edin. Ayette gelenekçilere göre sadece &#8220;namaz kılın&#8221; emri geçmiş. İsrailoğullarının bu emirden ne anladığını bilemiyoruz tabii. 02:83 İsrailoğullarından şöyle bir SÖZ [mîsak] de almıştık: Allah&#8217;tan başkasına ibadet etmeyin, anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik ve güzellikle davranın. İnsanlara güzeli ve güzelliği söyleyin. Bağı / bağlantıyı ayakta tutun, arınma gösterin. Bütün bunlardan sonra siz, pek azınız müstesna, sırt çevirdiniz. Hala da yüz çevirip duruyorsunuz. 04:162 Ama onların (İsrailoğullarının) ilimde derinleşmiş olanları ve müminler, sana indirilene de senden önce indirilene de inanırlar. Bağlılığı korurlar ve arınma gösterirler, Allah&#8217;a ve âhiret gününe inanırlar. İşte bunlara yakında büyük bir ödül vereceğiz. Yukarıdaki ayete Ehli Kitap da Allah&#8217;a inanıp, (müslüman) namazını kılar ve (müslüman) zekatını verirse cennete gidebilecek. Halbuki ayeti bu şekilde tevil etmek başka ayetlerle çelişki yaratır: 02:62 Şu bir gerçek ki, iman edenlerden, Yahudilerden, Hıristiyanlardan, Sâbiîlerden Allah&#8217;a ve âhiret gününe inanıp barışa ve hayra yönelik iş yapanların, Rableri katında kendilerine has ödülleri olacaktır. Korku yoktur onlar için, tasalanmayacaklardır onlar. Kuran&#8217;a ve önceki kitaplara iman bu üç dinde insanlardan istenen ORTAK şeydir farklı olan bu üç dinin dua şeklidir. Yahudiler Hz. Musa tarafından öğretilen duaya mı (var olduğunu kabul ediyoruz) devam edecekler, yeni Müslüman namazına mı? Hz. İbrahim&#8217;den bu yana gönderilen mesajın değişmemesine rağmen dua şeklinin her peygamberle değiştiğine inanmak saflıktır. 42:13 Sizin için, dinden, NUh&#8217;a önerdiğini, sana vahyettiğini, İbrahim&#8217;e, MUsa&#8217;ya ve İsa&#8217;ya önerdiğimizi şöyle diyerek kanunlaştırdı: &#8220;Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın!&#8221; Onları çağırdığın bu tutum, şirke bulaşanlara çok ağır gelmiştir. Allah, dilediğini kendisi için seçer ve hakka yönelenleri kendisine iletir. Hristiyanların Mîsakı: 05:14 &#8220;Biz Hıristiyanlarız!&#8221; diyenlerden de mîsaklarını almıştık. Onlar da öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular. İnananların Allah&#8217;a karşı Mîsakı: 13:19 Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, kör olan biriyle aynı mıdır? Sadece aklı ve gönlü işleyenler düşünüp ibret alır. 13:20 İşte bunlardır, Allah&#8217;a verdikleri söze sadık kalanlar ve antlaşmayı [misak] bozmayanlar. 13:21 Onlar, Allah&#8217;ın bağlamayı [yusele] emrettiği şeyi bağlarlar [yasilun], Rablerinden korkarlar ve hesabın kötüsünden ürperti duyarlar. 13:22 Onlar, Rablerinin yönünü arzulayarak sabrederler, bağlılığı / bağı ayakta tutarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bunlar içindir ölümsüz yurt. Aşağıdaki ayette de insanlardan farklı bir şey istenmiyor: &#8220;İman edin ve ahdi koruyun!&#8221;. 57:07 Allah&#8217;a resulüne iman edin; sizi üzerinde buyruk sahibi yaptığı şeylerden başkalarına bol bol verin! İçinizden iman eden ve infakta bulunanlar için çok büyük bir ödül vardır. 57:08 İman sahipleri iseniz size ne oluyor da Allah&#8217;a güvenmiyorsunuz? Oysaki Resul sizi Rabbinize inanmaya çağırıyor, sizden kuvvetli bir söz de almıştır. EN BÜYÜK DELİL: TEVBE SURESİ 9:1 Allah ve resulünden, kendileriyle ANTLAŞMA (*1) yapmış bulunduğunuz müşriklere bir YÜKÜMLÜLÜKLERDEN AKLANMADIR / BERAATTİR (*2) bu; عهد: antlaşma, mukavele; söz; koşul; vasiyet; garanti, yemin, ant براءة : yükümlülüklerden aklama, beraat Ayet müşriklerle yapılan antlaşmadan ve bu antlaşmanın aklanmasından, son bulmasından bahsediyor. 9:2 Yeryüzünde dört ay daha dolaşın ve bilin ki siz, Allah&#8217;ı âciz bırakamazsınız. Şu da bir gerçek ki, Allah küfre batanları rezil eder. Ayet müşriklere hitap ediyor ve ayetin sonunda bu kişilere &#8220;kâfirin&#8221; (kafirler / nankörler) deniliyor. 9:3 Bir de Allah ve resulünden insanlara Büyük Hac günü bir duyuru var: Allah da O&#8217;nun elçisi de müşriklerden kesinlikle uzaktır. O halde, tövbe ederseniz bu sizin için hayırlırdır. Yok eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, siz Allah&#8217;ı acze düşüremezsiniz. Küfre saplananlara acıklı bir azabı müjdele! İnsanlara yapılan bir duyuru var: &#8220;Allah da O&#8217;nun elçisi de müşriklerden kesinlikle uzaktır.&#8221; Bu söz adeta yapılmış olan antlaşmanın sonlandığının bir bildirgesi. Ayetin diğer bölümlerinde tekrar müşriklere şöyle sesleniliyor: fe in tübtüm fe hüve hayrul leküm tövbe ederseniz sizin için daha hayırlıdır. Bağlamdan gördüğümüz kadarı ile tövbe edilmesi gereken tek suç antlaşmanın ihlalidir. 9:4 Antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size karşı bir eksiklik sergilemeyen ve aleyhinizde başka birine yardım etmeyenler müstesnadır. Artık, onlara verdiğiniz sözü belirlenen süreye kadar tam bir şekilde koruyun. Şu bir gerçek ki Allah, sakınanları sever. Ayet başka bir grup müşrikten bahsediyor. Antlaşmaya bağlı kalanlar. Bu seferkilere karşı bir zorlama görülmüyor! Acaba neden bu kâfirler ile de namazlarını kılıp, zekatlarını ödeyene kadar savaşmıyoruz?! 9:5 O yasak aylar (4 AY) çıktığında artık müşrikleri, kendilerini bulduğunuz yerde öldürün. Yakalayın onları, kuşatın onları, tüm geçit noktalarını tıkayın onların. Bunun ardından tövbe eder, namazı kılar, zekâtı verirlerse, yollarını açın onların. Kesin olan şu ki, Allah Gafurdur, Rahîm&#8217;dir. fe in tabu ve ekamüs salate ve atevüz zekate Tövbe edip namaz kılar ve zekat verirlerse En sonunda Allah, müşriklerle (antlaşmaya uymayanlarla) namaz kılana ve zekat verene kadar savaşmayı emrediyor!!! Bu mantıklı mıdır? Kuran&#8217;ın başka hangi ayetinde zorla, namaz kıldırana kadar harb etme örneği vardır? Namaz kılıp, zekat verip puta tapmaya devam ederlerse ne olacak? Niye antlaşmaya uyan müşrikleri namaza zorlamıyoruz da (9:4) özellikle uymayanları zorluyoruz? Gelenekçi müslümanlar bu anomaliyi açıklamak için değişik bir kalıp uydurdular ve müşriklerin bir şekilde (tövbe edip) müslüman olduklarını ilan ettiler! Bağlamdan öyle anlaşılmasa da tek diyebildikleri şu: &#8220;tövbe kelimesi ayette bir ihtidayı kapsamaktadır.&#8221; Kuran&#8217;da 87 yerde geçen bu kelime HİÇBİR yerde din değiştirmeyi kapsamıyor ve hiçbir lügatta böyle bir anlam bulmak mümkün değildir! توب : geri dönmek; pişman olmak, tövbe etmek; itaatsizlikten itaate dönmek Dikkat edilirse muhtemel bir anlam olan &#8220;geri dönmek&#8221; verilmiş. Bahsi geçen müşriklerin daha önceden müslüman olmadığını bildiğimiz için (kafirler şeklinde tanımlanıyorlar), bu anlamda kullanılmadığı gün gibi açıktır. 9:6 VE eğer müşriklerden biri senden güvence dilerse/senin yanına gelmek, sana komşu olmak isterse, ona güvence verip yakınlaşma isteğini kabul et ki, Allah&#8217;ın kelamını dinleyebilsin. Sonra da onu, güvenli gördüğü yere kadar götür. Böyle yapmanın gerekçesi şudur: Bunlar bilmeyen bir topluluktur. Geleneksel çeviriye göre: 1. Ya müşrikler din değiştirip namaz kılmaya ve zekat vermeye başlayacak 2. Ya da &#8211; özür dilemeden, antlaşmaya bağlı kalacağına söz vermeden ve bir tazminat bile ödemeden &#8211; güvenli bir yere bırakılacak. Mantıklı mı? 9:7-9 : Bu ayetlerde yine müşriklerden söz ediliyor. 9:10 Bir mümin hakkında onlar NE BİR YEMİNE SAYGI GÖSTERİRLER NE DE BİR ANTLAŞMA ŞARTINA. Onlar düşmanlık dolu, azmış kişilerin ta kendileridir. 9:11 Bununla birlikte tövbe eder, namazı kılar, zekâtı verirlerse, artık sizin, dinde kardeşlerinizdirler. Biz ayetlerimizi, bilen bir topluluk için böyle açık seçik ortaya koyarız. Bir kez daha müşriklerden namaz kılmaları isteniyor ve yine salât kelimesini &#8220;dua, namaz&#8221; olarak kabul edenler &#8220;tövbe&#8221; kelimesini tekrar &#8220;geri dönmek&#8221; anlamında anlamak mecburiyetine düşüyorlar. &#8220;Din kardeşleri&#8221; sözünden bunların dinlerini değiştirmiş olmaları gerektiği şeklinde bir itiraz gelebilir ama &#8220;kardeş&#8221; anlamına gelen eH ve &#8220;din&#8221; anlamına gelen din kelimelerinin anlamlarına bakıldığında durumun o kadar da basit olmadığını göreceğiz: أخ : aynı anne ve babaya sahip erkek çocuklar; aynı soydan / topraktan / inançtan olan kişiler; doğumla ilişkili olmadığı zamanlarda eylemlerdeki uygunluğu / benzerliği / birlikteliği ve ahengi temsil eder; arkadaş, dost; دين : itaat / boyun eğme, kulluk, din, yüksek mevki / rütbe; borç aldı, borçlandı, borçlu, ödünç alınan şeyi geri ödemek; yönetmek / idare etmek; ölüm (çünkü herkesin ödemesi gereken bir borçtur); belli bir kanun / yasa; sistem; gelenek; bir işi yapış tarzı; geri ödeme, karşılık. Örneğin gelenekçilere göre &#8220;yevmid din&#8221; kelimesi &#8220;hüküm günü&#8221;nü ifade ederken &#8220;din&#8221; yalnız kullanıldığında belli bir inanç sistemini ifade ediyor. Bunun için Kur&#8217;anî bir delilleri yok her zamanki gibi&#8230; Bir sonraki ayet &#8220;din kardeşleri&#8221; konusuna açıklık getirecek&#8230; 9:12 Ve eğer verdikleri ahitten sonra yeminlerini bozar, dininize saldırırlarsa, o zaman küfrün elebaşlarını öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Böyle yaparsanız hal ve gidişlerine son verebilirler. Bu ayet din bakımından herhangi bir kardeşlik henüz bulunmadığını bir kez daha kanıtlıyor. Eğer bir din değişimi söz konusuysa neden hâla yeminlerinden sorumlu tutuluyorlar? Bu karmaşayı önlemek için geleneksel yorumcular son çare olarak bahsi geçen yeminin &#8220;İslam&#8217;a giriş yemini&#8221; olduğunu savunuyorlar! Halbuki Kuran ne böyle bir yeminden bahseder ne de imandan sonra küfre gidenlerle savaşmaktan (4:137)&#8230; İki ayetin doğru çevirisi şöyle olmalıydı: 9:11 Bununla birlikte tövbe eder, (antlaşmaya) BAĞLILIĞI gerçekleştirir, ARINMA / İYİLEŞME gösterirlerse, artık sizin, HÜKÜMDE / YASADA kardeşlerinizdirler. Biz ayetlerimizi, bilen bir topluluk için böyle açık seçik ortaya koyarız. 9:12 Ve eğer verdikleri ahitten sonra yeminlerini bozar, HÜKMÜNÜZE / YASANIZA saldırırlarsa, o zaman küfrün elebaşlarını öldürün / savaşın. Çünkü onların yeminleri yoktur. Böyle yaparsanız hal ve gidişlerine son verebilirler.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/mutluozbay.wordpress.com/80/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/mutluozbay.wordpress.com/80/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/mutluozbay.wordpress.com/80/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/mutluozbay.wordpress.com/80/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/mutluozbay.wordpress.com/80/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/mutluozbay.wordpress.com/80/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/mutluozbay.wordpress.com/80/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/mutluozbay.wordpress.com/80/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/mutluozbay.wordpress.com/80/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/mutluozbay.wordpress.com/80/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/mutluozbay.wordpress.com/80/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/mutluozbay.wordpress.com/80/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/mutluozbay.wordpress.com/80/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/mutluozbay.wordpress.com/80/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=80&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/03/11/salat-kelimesinin-sozluk-anlamlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">mutluozbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>KURANDAKİ SALAT</title>
		<link>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/03/11/kurandaki-salat/</link>
		<comments>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/03/11/kurandaki-salat/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 15:28:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mutluozbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[KURANADAKI SALAT]]></category>
		<category><![CDATA[NAMAZ SALAT DEĞİLİDR..NAMAZ ALLAHIN EMRİ DEĞİLİDİR..]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mutluozbay.wordpress.com/?p=78</guid>
		<description><![CDATA[Hindular alınlarına kül koyup tanrılarını simgelediğini söyledikleri taştan heykellere dua ederler. Bunu yapma nedenleri de atalarından böyle öğrenmiş olmalarıdır. Fil başlı, insan vücutlu bir heykel bu tanrıların birine örnektir. Sunniler ve Şiiler taştan tanrıyı kabul etmezler ama Kâbe adını verdikleri Mekke&#8217;deki taşa doğru dua etmeyi doğal karşılarlar. Fil heykeline doğru dua etmeyi asla kabul etmeyecek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=78&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:large;">H</span>indular alınlarına kül koyup tanrılarını simgelediğini söyledikleri taştan heykellere dua ederler. Bunu yapma nedenleri de atalarından böyle öğrenmiş olmalarıdır. Fil başlı, insan vücutlu bir heykel bu tanrıların birine örnektir. Sunniler ve Şiiler taştan tanrıyı kabul etmezler ama Kâbe adını verdikleri Mekke&#8217;deki taşa doğru dua etmeyi doğal karşılarlar. Fil heykeline doğru dua etmeyi asla kabul etmeyecek olan bir Sunni onun da bir taş olduğunu unutup kendi kübik yapısına doğru yönelerek dua etmekte bir sakınca görmez. Bir Hıristiyana da taştan veya tahtadan yapılmış haça hatta Hz. İsa ve Meryem&#8217;in ikonasına doğru dua etmesi gerektiği öğretilmiştir.</p>
<p>Dünyadaki bütün dinlerin bir ortak özelliği vardır. Papaz olsun, Müslüman bir hoca olsun hepsinin yandaşlarını sorgulama hakkı vardır fakat yandaşları onları hiçbir şekilde sorgulayamaz. Örneğin Hıristiyan bir papaza; Hz. İsa, İncil&#8217;de onu yaratan Tanrıya kulluk ettiğini söylediği halde ona neden Tanrının oğlu dediğini sorsanız hemen kaçamak cevaplarla kurtulmaya çalışacaktır ve hatta böyle bir soru yönelttiğiniz için size kızacaktır. Aynı şekilde bir &#8220;Müslüman&#8221; hocaya da Kuran&#8217;da geçmediği halde neden günde beş defa taştan idola dönerek dua ettiğini sorsanız aynı tepkiyle karşılaşırsınız. Bu kadar telaş bir tutarsızlık göstergesidir. Çünkü iddia ettiğiniz şeyin doğruluğunu kanıtlayamıyorsanız o şey ya düzmecedir ya da yanlıştır. </p>
<p>Örneğin Araplara soracak olursanız Mekke&#8217;deki taş evin Allah&#8217;ın evi olduğunu iddia edeceklerdir! Bu taş yapıya Beytullah (Allah&#8217; ın evi) derler. Kuran&#8217;a bakıldığında ise bu kelimenin hiçbir yerde geçmediği görülecektir. İslam&#8217;a giren yozlaşma acaba sadece bu kadar mı? </p>
<p>Salat konusuna başlamadan önce okuyucuların şu soruları kendilerine sormalarını ve dürüst bir şekilde cevaplamalarını istiyorum. </p>
<li>Allah&#8217;ın, Arap topraklarında insanlar tarafından yapılmış bir evde ikamet ettiği doğru mudur?</li>
<li>Allah&#8217; ın kalmak için bir eve ihtiyacı var mıdır?</li>
<li>Neden taştan yapılmış bir kayaya doğru secde etmem, onu tavaf etmem ve siyah taşı öpüp şeytan olarak hayal ettiğim sütunları taşlamam gerekiyor?</li>
<li>Millerce ötedeki taşa doğru dönüp günde niye 5 kere dua etmeliyim? 
<p>Hepimiz biliyoruz ki dünyadaki Arap olmayan müslümanlar gülünç bir şekilde dualarını Arapça etmek zorunda bırakılıyorlar. Türkü, İngilizi, Fransızı, Almanı, Rusu ve diğer yeryüzündeki diğer Arap olmayan müslümanlara uygulanan bu dayatma gerçek manada İslam dinine de zarar veriyor. Neden sadece Arapça, bize konuşma yeteneği bahşeden Allah yalnızca bu dili mi biliyor? Kuran&#8217;da adı geçen bir çok peygamber var (İbrahim, İsmail, Yakup, Davut, vs.. ) ve bunlar Arapça bilmiyorlardı ama Allah&#8217;ın kuluydular. Peki neden Arapça ve bu emir Kuran&#8217; ın neresinde yazıyor? </p>
<p>Tahmin edebileceğiniz gibi Arapça bariyeri Araplar tarafından bilerek din üzerinde nüfuz sahibi olmak için konmuş bir bariyerdir ve bu, bugünkü Arap ve müslüman kültürünün doğmasına sebep olmuştur. </p>
<p>Kuran Arapça inmesine rağmen bunun sebebi Allah&#8217;ın bu ırkı tercih etmesi değildir. Aksine Kuran&#8217; ın birçok ayetinde Allah, Arapları yermekte ve onların inançsızlıkta ve münafıklıkta ileri olduklarını belirtmektedir: </p>
<p><img src="http://www.gercek-islam.com/images/bariyer.gif" border="0" alt="" width="221" height="196" /></p>
<div>
<p><strong>09:97</strong> <span style="color:#80ffff;">Bedeviler, kâfirlik ve münafıklık bakımından hem daha beter, hem de Allah&#8217;ın Resulüne indirdiği kanunları tanımamaya daha yatkındır. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.</span> </p>
<div>
<p><strong>09:101</strong> <span style="color:#80ffff;">Çevrenizdeki bedevi Araplardan ve Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki, münafıklıkta maharet kazanmışlardır. Sen onları bilmezsin, biz biliriz onları. Onlara iki kez azap edeceğiz, sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir.</span> </p>
<p>Kuran ayetlerini araştırmaya başlamadan önce çevirilere güvenen biriydim. Daha sonra bu çevirilerde birçok çelişkili ifadeler yer aldığını fark ettim. Çevirileri daha yakından inceledikçe, bunların çoğunun ancak bilinçli bir şekilde yapılabilecek mantık hatalarıyla dolu olduğunu gördüm. Sadece salat değil bir çok kelime olması gerketiği mananın dışına çıkarılmış, cisimleştirilmiş veya özel isim yapılmıştı. Makaleyi okudukça Allah dilerse* siz de bütün yozlaşmaların farkına varacaksınız. </p>
<p>Örneğin salat (geleneksel çeviriye göre namaz) kelimesi Kuran&#8217;da yetmiş kereden fazla geçmektedir ve Allah tarafından üzerinde çok durulmaktadır. </p>
<blockquote>
<div>
<p><strong>107:04-05</strong> <span style="color:#80ffff;">Yazıklar olsun musallin &#8216;e ( SALAT YAPANLARA ). Onlar salat&#8217;ı ciddiye almazlar.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Geleneksel inanışa Allah tarafından üzerinde bu kadar durulan namaza Kuran&#8217;da yer verilmemiştir yani Kuran eksiktir! Yine İslam alimlerine (!) göre salat kelimesi &#8220;namaz&#8221; anlamını taşımaktadır ve Allah tarafından Hazreti Muhammed miraca yükselirken emrolunmuş, zorlu bir pazarlıktan (!) sonra elliden, beş vakte kadar indirilmiştir. Bir günü 16 saatten alırsak bu indirim (!) olmasa her 19 dakika da bir namaz kılmamız, günde 850 kadar secde ve rükû yapmamız gerekecekti. Bu da Arapların aerobik egzersizinin atası olduğunu gösterecekti. Belki de bu egzersizlerden olacak ki, doğal kaynak bakımından çok zengin olan Müslüman ülkelerinin hiçbiri gelişmiş ülke statüsüne sahip olamamıştır. Savunulan bu izah Hz. Muhammed&#8217;in zamanından önce bile namaz kılan insanlardan söz eden Kuran ile de bağdaşmaz. </p>
<p>2:43 ayetinde İsrailoğulların&#8217;a, ellerindeki kitabı doğrulayıcı olarak inen Kur&#8217;an&#8217;a inanmaları (2:41) ve salatı ikame etmeleri emredilmiştir. Bugün din diye Emevi &#8211; Arap kültürünü pazarlayanların iddialarının aksine İsrailoğllarına emredilen namaz değil, bağlılıktır. Bir yahudiye hiç namaz kıldın mı diye soracak olursanız alacağınız cevap olumsuz olacaktır. </p>
<blockquote>
<div>
<p><strong>17:29-31</strong> <span style="color:#80ffff;">Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Biz, dediler, Beşikteki bir sabi ile nasıl konuşuruz? Çocuk şöyle dedi: &#8220;Ben Allah&#8217;ın kuluyum. O, bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım o beni mübarek kıldı; <span style="text-decoration:underline;">YAŞADIĞIM SÜRECE BANA NAMAZI VE ZEKATI EMRETTİ.</span>&#8221; 10:87 Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır &#8216;da evler hazırlayın ve evlerinizi kıble yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! Diye vahyettik.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Beşikteki İsa&#8217;ya namaz ile mi emrolunmuştu? </p>
<blockquote>
<div>
<p><strong>11:87</strong> <span style="color:#80ffff;">Dediler ki: Ey Şuayb! BABALARIMIZIN TAPTIKLARINI (PUTLARI), YAHUT MALLARIMIZ HUSUSUNDA DİLEDİĞİMİZİ YAPMAYI TERK ETMEMİZİ SANA NAMAZIN MI EMREDİYOR? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Görüldüğü gibi salat sadece peygamberimize değil bütün peygamberlere emredilmişti. Hazreti İsa, Musa ve diğer peygamberler nasıl namaz kılmışlardı? Kendi kitaplarından ayetler mi okumuşlardı? Neden diğer semavi dinleri izleyenler bu ibadeti artık uygulamıyor? Hz. İbrahim&#8217;den bu yana geldiğini savunulan Kuran ümmî (kutsal kitaplardan haberi olmayan) bir peygambere inmedi mi? Hz. Muhammed bu ritüeli kimden öğrendi? Neden salattan önce yapmamız gerekenler adım adım verilmişken bu ritüelde yapacaklarımız keyfi ayetlerden seçilen yorumlara dayanıyor? </p>
<h3>KURAN AYRINTILIDIR</h3>
<blockquote>
<div>
<p><strong>06:38</strong> <span style="color:#80ffff;">Yerde debelenen hiçbir hayvan ve iki kanadı ile uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar! Biz kitapta HİÇBİR EKSİK BIRAKMAMIŞIZDIR. Sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<blockquote>
<div>
<p><strong>11:01</strong> <span style="color:#80ffff;">Elif, Lam, Ra. Bu, hikmet sahibi ve herşeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da AYRINTILI OLARAK AÇIKLANMIŞ bir Kitaptır.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<blockquote>
<div>
<p><strong>07:03</strong> <span style="color:#80ffff;">Rabbinizden SİZE İNDİRİLENE (Kur&#8217;an&#8217;a) UYUN. O&#8217;nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!</span> </p>
</div>
</blockquote>
<blockquote>
<div>
<p><strong>06:155</strong> <span style="color:#80ffff;">İşte bu (Kur&#8217;an), bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. BUNA UYUN ve Allah&#8217;tan korkun ki size merhamet edilsin.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<blockquote>
<div>
<p><strong>06:106</strong> <span style="color:#80ffff;">Rabbinden SANA VAHYOLUNANA UY. O&#8217;ndan başka tanrı yoktur. <span style="text-decoration:underline;">Müşriklerden yüz çevir.</span></span> </p>
</div>
</blockquote>
<blockquote>
<div>
<p><strong>53:23</strong> <span style="color:#80ffff;">Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka şeyler değildir. Onlar hakkında ALLAH BİR KANIT İNDİRMEMİŞTİR. Onlar, SADECE SANIYA, bir de nefislerin hoşlandığı şeylere UYUYORLAR. Yemin olsun, onlara hidayet Rablerinden gelmiştir.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Hadislerdeki namazı izleyenler; miras paylaşımından, inananların kiminle evlenip kiminle evlenemeyeceğine kadar her şeyi anlatan Kuran&#8217;ı eksik bulmakta ve yalanlarla dolu hadislerdeki taşa dönüp kılınan namazı kabul edip Allah&#8217;a ortak koşmaktadırlar. Ayrıca: </p>
<p><strong>a.</strong> Namazın 5 vakit olduğunu düşünüp Kuran&#8217;ın eksiksiz ve ayrıntılı olduğunu söyleyen kişi, Allah&#8217;ı bilmeden ya da bilerek YALANCI çıkarmaktadır,<br />
<strong>b.</strong> Zekatın ve salât&#8217;ın ayrıntılarının bu detaylı Kitapta olmadığını iddia etmektedir,<br />
<strong>c.</strong> Peygamberin de 6:106&#8242;daki verilen hükmü HİÇE SAYARAK, KENDİNE VAHYEDİLMEYEN bir şeyi izlediğini söylemektedir,<br />
<strong>d.</strong> Kuran&#8217;dan başka bir kitaba uyup Allah&#8217;a itaatsizlik edip ve alimleri, imamları ve mollaları Allah&#8217;a eş tutmaktadır,<br />
<strong>e.</strong> Allah&#8217; ın hiçbir kanıt indirmediği şeye yani sanıya uymaktadırlar. Eğer Kuran&#8217;daki salât namaz olsaydı Kuran&#8217;dan bunu kanıtlayabilirdik ama Kuran&#8217;da ne &#8220;Allahu Ekber&#8221;e rastlayabilirsiniz, ne ezana, ne rekât kelimesine, ne kaza namazına. Bunlar ancak hadislerden bulunabilir. Bu kadar önemli olan hadisler neden Peygamberimiz tarafından yasaklamıştır, dini eksik öğrenmemizi mi istemiştir? </p>
<h3>NAMAZ KELİMESİ NEREDEN GELİYOR?</h3>
<p> </p>
<p>Namaz, Urduca ve Farsça&#8217;da &#8220;dua&#8221; anlamına gelir. Kuran inmeden önce &#8220;namaz&#8221; Pers&#8217;teki Zerdüştler (ateşe tapanlar) tarafından da uygulanıyor ve uygulanan bu &#8220;namaz&#8221; günümüz Müslümanlarının uyguladığı &#8220;namaz&#8221; ile çok büyük benzerlikler gösteriyordu. Aşağıdaki alıntı bir zerdüşt sitesinden namazın nasıl kılınacağını anlatıyor. Dikkat ederseniz bu ritüele başlamadan önce aynı şu an Arap dinini izleyenlerin uyguladığı gibi bir çeşit abdest alındığını görürsünüz. </p>
<p>&#8220;Zerdüşt namazına başlamadan önce kişi; ellerini, ayaklarını ve yüzünü yıkar, başa takke veya başörtüsü giyip, güneşe doğru dönerek Ashem, Yatha, Kemna Mazda için dua eder. Bu namaz da ne tesadüftür ki günde tam 5 vakittir! Güneşin doğuşundan öğlen 12:40 &#8216;a kadar olan namaza Havan Geh, öğlen 12:40 ile 15:40 arasındakine Rapithavan Geh, 15:40 ile günbatımına kadarki namaza Ujiren Geh, günbatımından 24:40&#8242;a kadar süresi olan namaza Aiwisuthrem Geh denirken 24:40&#8242;dan güneşin doğuşuna kadar kılınması gereken namaza ise Ushahin Geh denir61. &#8220; </p>
<p>Önemli bir nokta daha; İmam Buhari ve diğer hadis toplayanların hepsi o zamanlar zerdüştlüğün yaygın olduğu Pers asıllıdır. </p>
<h3>SALAT NAMAZ ANLAMINA MI GELİYOR? </p>
<p>Salat&#8217;ın kökü olan S-L-v&#8217;ın klasik Arapça lügatlarında birçok anlamı var, bu anlamları incelemeden önce geleneksel çevirilerdeki salat&#8217;ın Kuran baz alındığında tutarlı olup olmadığını araştıracağız. </p>
<p>Bazı ayetlerde salat kelimesini &#8220;namaz&#8221; olarak tercüme etmek uygun düşmüyor. Çevirmenler bunu fark ederek bazı cümlelerin anlam bütünlüğünü koruyabilmek amacıyla ya her zaman namaz olarak çevirdikleri kelimenin anlamını değiştirmişler ya da değiştirmeyerek ayetleri sağduyuya aykırı bir biçimde bırakmışlar. İşte bu tür ayetlere birkaç örnek: </p>
<blockquote>
<div>
<p><strong>02:157</strong> <span style="color:#80ffff;">İşte böyleleri üzerine Rablerinden salavat ( *salavat; salat kelimesinin çoğuludur. ) vardır, bir rahmet var. İşte bunlardır iyiye ve güzele ermiş olanlar.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Allah insanlar için namaz mı kılıyor? Dua mı ediyor? </p>
<blockquote>
<div>
<p><strong>09:05</strong> <span style="color:#80ffff;">O haram aylar çıktığında artık müşrikleri, kendilerini bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, onları hapsedin, onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tövbe eder, namazı kılar ( EKAMUS SALATE ), zekâtı da verirlerse, artık yollarını serbest bırakın. Allah Gafurdur, Rahimdir.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Allah inanmayanların bağışlanması için namaz kılması gerektiğini mi söylüyor? Namaz kılmazlarsa öldürülecekler mi? Peki ya &#8220;namaz&#8221; kılıp da şirk koşmaya, putlara tapmaya devam ederlerse? Bu mantıklı geliyor mu size? Kuran dinde zorlama yok (02:256) demiyor mu? </p>
<blockquote>
<div>
<p><strong>24:41</strong> <span style="color:#80ffff;">Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah&#8217;ı tespih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ( SALATE-HU ), kendine özgü tespihini bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilmektedir.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Kuşlar da namaz mı kılıyor? </p>
<blockquote>
<div>
<p><strong>09:103</strong> <span style="color:#80ffff;">Onların mallarından sadaka al, bununla onları (günahlarından) temizlersin. Onlar için dua et ( SALLİ ALEYHİM ), çünkü senin duan ( SALATEKE ) onlar için bir sükunettir. Allah işitendir, bilendir.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Bir kimsenin namazı / duası diğer kişilere nasıl sükûnet verebilir? </p>
<blockquote>
<div>
<p><strong>08:35</strong> <span style="color:#80ffff;">Onların Beytullah yakınındaki namazları ( SALATUHUM ) da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. (Ey kâfirler!) İnkar etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın!</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Kâfirler dahi ıslık çalarak ve el çırparak &#8220;namaz&#8221; kılabilmektedir! </p>
<blockquote>
<div>
<p><strong>02:239</strong> <span style="color:#80ffff;">Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız namazlarınızı yürüyerek yahut binmiş olarak kılın. Güvene kavuştuğunuz zaman, siz bilmezken Allah&#8217; ın öğrettiği şekilde O&#8217;nu anın.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Yeryüzünde yürüyerek veya (deveye, vs.) binmiş olarak &#8220;namaz&#8221; kılabilen bir Müslüman var mı? Yürüyerek kılınabilen bir namaz neden ayakta da kılınmasın? </p>
<blockquote>
<div>
<p><strong>70:19-35</strong> <span style="color:#80ffff;">Gerçek şu ki İNSAN PEK HIRSLI YARATILMIŞTIR. Kendisine fenalık dokununca basar bağırır. Ona imkan verildiğinde ise pinti kesilir. ANCAK ŞUNLAR ÖYLE DEĞİLDİR: NAMAZ KILANLAR, Kİ ONLAR NAMAZLARINDA DEVAMLIDIRLAR. Bunların mallarında belirli bir hak vardır: Yoksul ve yoksun için. Bunlar, ceza gününe içtenlikle inanırlar. Bunlar, yalnız Rablerinin azabından ürperirler. Gerçekten de Rablerinin azabı emin olunmayacak bir azaptır. Bunlar, cinsiyet organlarını titizlikle korurlar. Ancak onlar, eşleriyle, imkânlarının sahip olduğu şeyler konusunda kınanamazlar. Kim bunun ötesini isterse, işte böyleleri sınırı aşanların ta kendileridir. Bunlar, kendilerindeki emanetlere ve ahitlerine sadık kalırlar. Bunlar, tanıklıklarını tam yaparlar. Ve bunlar, namazlarını-dualarını korurlar. İşte bunlar cennetlerde ikram göreceklerdir.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Dikkat edilirse Allah ayette insanların karakteristik özelliklerinden bahsediyor, inananların değil. Bütün insanoğlu Müslümanlar gibi &#8220;namaz&#8221; kılıyor mu? </p>
<blockquote>
<div>
<p><strong>96:09-12</strong> <span style="color:#80ffff;">Gördün mü şu men edeni (engelleyeni), namaz kılarken bir kulu (namazdan)? Gördün mü, ya o doğru yolda olur, yahut tâkvayı emrediyorsa?</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Bu sûre &#8220;oku&#8221; emri ile başlayan ve çoğu kaynağa göre Peygamberimize vahyedilen ilk sûre olan ALAK süresidir ve birinin namaz kılarken engellendiğinden bahsetmektedir. Bu mümkün müdür? Bir kimse evinde namaz kılsa onu kim engelleyebilir? Hani &#8220;namaz&#8221; Peygamberimiz miraca yükselirken emrolunmuştu? </p>
<blockquote>
<div>
<p><strong>29:45</strong> <span style="color:#80ffff;">(Resulüm!) Sana vahyedilen kitabı oku ve namazını kıl. Muhakkak ki, namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah&#8217; ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.</span> </p>
</div>
</blockquote>
<p>Kılınan namaz insanları kötülüklerden uzaklaştırıyor mu? KESİNLİKLE HAYIR! Dünyada &#8220;namaz&#8221; kılıp masum insan öldüren, zina yapan, tecavüz eden, katil olan, hırsızlık yapan, kumar oynayan, adam dolandıran, mezardaki ölüden medet umup Allah&#8217;a şirk koşan kaç kişi vardır? </p>
<p>Kuran&#8217;ı Kerim&#8217;in indirildiği 23 yıl boyunca inananlar Peygamberimize bir çok konuda soru sormuşlar (Yasak aylarda savaşma, şarap ve kumar, kıyamet, ruh, dağlar, vb.). Fakat nedense kimse salat&#8217;ın ne olduğunu, eğer şuan ki çevrildiği gibi &#8220;namaz&#8221; demek ise hangi sûrelerin okunacağını, hangi namazın kaç rekât kılınacağı, neyin namazı bozup bozmayacağını, kılınmayan &#8220;namaz&#8221;ların kaza yapılıp yapılmayacağını sormamıştır. Örneğin Allah orucun kaza yapılabileceğini söylediği halde salat&#8217;ın kazasından hiç bahsetmemiştir. </h3>
</div>
</div>
</li>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/mutluozbay.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/mutluozbay.wordpress.com/78/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/mutluozbay.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/mutluozbay.wordpress.com/78/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/mutluozbay.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/mutluozbay.wordpress.com/78/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/mutluozbay.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/mutluozbay.wordpress.com/78/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/mutluozbay.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/mutluozbay.wordpress.com/78/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/mutluozbay.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/mutluozbay.wordpress.com/78/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/mutluozbay.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/mutluozbay.wordpress.com/78/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=78&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mutluozbay.wordpress.com/2010/03/11/kurandaki-salat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">mutluozbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.gercek-islam.com/images/bariyer.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>NİÇİN YALNIZ KURAN</title>
		<link>http://mutluozbay.wordpress.com/2009/12/26/nicin-yalniz-kuran/</link>
		<comments>http://mutluozbay.wordpress.com/2009/12/26/nicin-yalniz-kuran/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 09:16:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mutluozbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[KURAN]]></category>
		<category><![CDATA[KURAN TEK KAYNAK]]></category>
		<category><![CDATA[KURAN TEMEL KAYNAK]]></category>
		<category><![CDATA[MEALCİLİĞE SAPIK DİYENLERE CEVAPLAR]]></category>
		<category><![CDATA[YALNIZ KURAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mutluozbay.wordpress.com/?p=75</guid>
		<description><![CDATA[HADİS VE SÜNNET HAKKINDAKİ TUTUMUNUZ NEDİR? İslamın yazılı kaynağı olarak yalnızca Kuran&#8217;ı kabul ediyoruz. Muhammed Peygamber&#8217;e isnad edilen hadis külliyatını ve mezhep alimlerinin görüşlerini anlatan kitapları tarihi ve edebi eserler olarak görüp onlardan da sadece diğer eserlerden yararlandığımız gibi yararlanıyoruz. Kuran dışında hiçbir kitabın dinimizi düzenleme yetkisi yoktur. NEYE DAYANARAK HADİSLERİ VE SÜNNETİ REDDEDİYORSUNUZ? Öncelikle, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=75&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HADİS VE SÜNNET HAKKINDAKİ TUTUMUNUZ NEDİR?</p>
<p>İslamın yazılı kaynağı olarak yalnızca Kuran&#8217;ı kabul<br />
ediyoruz. Muhammed Peygamber&#8217;e isnad edilen hadis<br />
külliyatını ve mezhep alimlerinin görüşlerini anlatan<br />
kitapları tarihi ve edebi eserler olarak görüp<br />
onlardan da sadece diğer eserlerden yararlandığımız<br />
gibi yararlanıyoruz. Kuran dışında hiçbir kitabın<br />
dinimizi düzenleme yetkisi yoktur.</p>
<p>NEYE DAYANARAK HADİSLERİ VE SÜNNETİ REDDEDİYORSUNUZ?</p>
<p>Öncelikle, hadislere ihtiyacımız yok. Kur&#8217;an çelişkisiz<br />
ve tutarlıdır (4/82). Öğüt alınması için tekrar tekrar<br />
ve türlü türlü (tasrif) anlatılmıştır (6/105, 18/54,<br />
17/89). Tefsir edilmiştir (25/33). Tafsil edilmiştir<br />
(7/52, 6/114). Kolaylaştırılmıştır (54/17).<br />
Korunmuştur (15/9). Ve Detaylıdır:</p>
<p>7/52 Bilgiyle detaylandırdığımız, inanan bir toplum<br />
için yol gösterici ve rahmet olan bir kitabı onlara<br />
getirdik.</p>
<p>10/37 Bu Kuran, ALLAH&#8217;tan başkası tarafından<br />
düzenlenen bir kitap değildir. Ancak kendisinden<br />
öncekileri onaylayan ve kitabın (yasaların) detaylı<br />
bir açıklamasıdır. Bunda kuşkunuz olmasın; evrenlerin<br />
Rabbindendir.</p>
<p>12/111 Andolsun ki, resullerin hikayelerinden, aklını<br />
ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu<br />
Kur&#8217;an uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine<br />
o, önündekini tasdikleyici, her şeyi detaylı<br />
kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve<br />
rahmettir.</p>
<p>39/27 Biz bu Kuran&#8217;da, insanlara, her türlü örneği<br />
verdik ki öğüt alsınlar.</p>
<p>18/54 Biz bu Kuran&#8217;da insanlar için her türlü örneği<br />
verdik. Fakat insan tartışmaya çok düşkündür.</p>
<p>Kuran’da Dinin kaynağı olarak yalnızca Allah’ın<br />
indirdiği Kitap / Kuran gösterilir.</p>
<p>50/45 Biz onların neler söylediklerini çok iyi<br />
biliyoruz. Sen onların üstüne bir zorba değilsin. O<br />
halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur&#8217;an&#8217;la<br />
öğüt ver.</p>
<p>6/19 Sor: &#8220;Kimin tanıklığı büyüktür?&#8221; De ki: &#8220;Benimle<br />
sizin aranızda ALLAH tanıktır. Sizi ve ulaştığı<br />
herkesi uyarmak için bana bu Kuran verildi. ALLAH&#8217;tan<br />
başka tanrı olduğuna mı tanıklık ediyorsunuz?&#8221; &#8220;Ben<br />
böyle tanıklık etmem,&#8221; de ve ardından şunu da söyle:<br />
&#8220;O bir tek tanrı, ben sizin ortak koştuğunuz şeyden<br />
uzağım.&#8221;</p>
<p>6/114 ALLAH&#8217;tan başka yasa koyucu mu arayayım? O ki<br />
size kitabı detaylı olarak indirmiştir. Kendilerine<br />
kitap vermiş olduklarımız onun Rabbin tarafından<br />
indirilmiş olduğunu bilirler. O halde kuşkulananlardan<br />
olma.<br />
6/115 Rabbinin kelimeleri doğruluk ve adaletle<br />
tamamlanmıştır. O&#8217;nun sözlerini değiştirebilecek<br />
yoktur. O, İşitendir, Bilendir.</p>
<p>Arapça &#8220;Hadis&#8221; kelimesinin Türkçe&#8217;si &#8220;Söz&#8221;dür.</p>
<p>45/6 Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz ALLAH&#8217;ın<br />
ayetleridir. ALLAH&#8217;tan ve ayetlerinden başka hangi<br />
HADİS(söz)e inanıyorlar? (ayrıca bkz. 77/50, 52/34)</p>
<p>Yukarıdaki ayette dinimizi öğrenmek için başvurmamız<br />
gereken tek hadis&#8217;in(sözün) en güzel hadis(söz)<br />
(39/28) olan Kuran&#8217;dan başka bir şey olmadığı açıkça<br />
ortaya konuyor.</p>
<p>Sünnet kelimesi de &#8220;tarz, yol, sistem&#8221; gibi anlamlara<br />
gelir ve Kuran&#8217;da hiçbir yerde &#8220;Peygamberin<br />
sünnetinden&#8221; söz edilmez. Allah&#8217;ın sünneti<br />
(sünnetullah) olarak kullanılır.</p>
<p>17/76 Seni ülkeden çıkarmak için neredeyse seni zorla<br />
sürecekler. Bu taktirde senden sonra onlar da fazla<br />
kalmayacaklar.<br />
17/77 Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler için<br />
öngördüğümüz sünnet budur. Sünnetimizde herhangi bir<br />
değişiklik göremezsin.</p>
<p>33/62 Öncekilere uygulanmış ALLAH&#8217;ın sünnetidir.<br />
ALLAH&#8217;ın sünnetinde herhangi bir değişme bulamazsın.</p>
<p>48/23 Öteden beri uygulanan ALLAH&#8217;ın sünneti budur.<br />
ALLAH&#8217;ın sünnetinde bir değişme bulamazsın.</p>
<p>KURAN NİÇİN BİR “İNSAN”A VE 23 YILDA İNDİ? ELÇİNİN<br />
UYGULAMADA BİZE ÖRNEK TEŞKİL ETMESİ İÇİN DEĞİL Mİ?<br />
AYRICA ALLAH KURAN’DA &#8220;ELÇİDE SİZİN İÇİN GÜZEL BİR<br />
ÖRNEK VARDIR&#8221; DİYOR.</p>
<p>33/21 Andolsun, Allah resulünde sizin için, Allah&#8217;ı ve<br />
ahiret gününü arzu edenlerle Allah&#8217;ı çok ananlara<br />
güzel bir örnek vardır.</p>
<p>Bu ayetten hadislerin gerekliliğini çıkarıyorsanız<br />
eğer;</p>
<p>60/4 İbrahim&#8217;de ve beraberinde olanlarda sizin için<br />
çok güzel bir örnek vardır. &#8230;</p>
<p>Bu ayetten ne çıkarıyorsunuz? İbrahim Peygamber’in<br />
hadisleri nerede?</p>
<p>Sadece Muhammed Peygamber’de değil, bütün<br />
peygamberlerde bizim için bir örneklik vardır. Bu<br />
örneklik Kuran kıssalarında anlatılmıştır..</p>
<p>12/111 Andolsun ki, resullerin hikayelerinden, aklını<br />
ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu<br />
Kur&#8217;an uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine<br />
o, önündekini tasdikleyici, her şeyi detaylı<br />
kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve<br />
rahmettir.</p>
<p>12/111 ayetine göre elçi kıssaları da detaylıdır. Ama<br />
genelde Kuran’da bu kıssaların geçtiği yer, zaman,<br />
elçi dışında kişilerin isimleri vs. verilmez. Demek ki<br />
Allah&#8217;ın detaydan kastı başka, çünkü kıssalar hakkında<br />
aklımıza takılan bazı detaylar Kuran&#8217;da yok. Öyleyse<br />
detaylı demek, bizim ihtiyaç duyacağımız, bizim için<br />
gerekli olan bütün bilgileri içeriyor demektir. Kehf<br />
suresinde ashabı kehf kıssasında Allah’ın “3’tür 5&#8242;tir<br />
7&#8242;dir” diye onların sayısı hakkında tartışanları<br />
yermesi veya Bakara suresine ismini veren kıssada<br />
yahudilere inek kesin dediğinde yahudilerin tekrar<br />
tekrar detay istemesi karşısında Allah’ın &#8220;az kalsın<br />
kesmeyeceklerdi&#8221; (2/71) demesi bize ibret olmalıdır.</p>
<p>18/22 Tahminde bulunanların bazıları, &#8220;Onlar üçtür,<br />
dördüncüleri köpekleridir,&#8221; derken diğerleri de,<br />
&#8220;Beştir, altıncıları köpekleridir,&#8221; diyecekler.<br />
Başkaları ise, &#8220;Yedidir, sekizincileri köpekleridir,&#8221;<br />
diyecekler. De ki, &#8220;Onların sayısını en iyi bilen<br />
Rabbimdir.&#8221; Onları bilen azdır. Onlarla yüzeysel<br />
olması hariç tartışmaya girme ve onlardan hiç kimseye<br />
de bu konuyu danışma.</p>
<p>2/67 Musa, toplumuna dedi ki: &#8220;Allah size bir inek<br />
kesmenizi emrediyor.&#8221; Dediler ki: &#8220;Sen bizimle alay mı<br />
ediyorsun?&#8221; Dedi ki: &#8220;Cahillerden biri olmaktan<br />
Allah&#8217;a sığınırım.&#8221;<br />
2/68 Şöyle konuştular: &#8220;Çağır Rabbine bizim için,<br />
açıklasın bize neymiş o!&#8221; Cevap verdi: &#8220;O diyor ki,<br />
bahsettiğim ne yaşlıdır ne de körpe.İkisi arası bir<br />
inektir.&#8221;Hadi size emredileni yapın!<br />
2/69 Şöyle dediler: &#8220;Çağır Rabbine bizim için, neymiş<br />
onun rengi açıklasın bize.&#8221;Cevap verdi: &#8220;O diyor ki,<br />
bahsettiğim, sarı, rengi parlak bir inektir;<br />
seyredenlere mutluluk verir.&#8221;<br />
2/70 Şöyle dediler: &#8220;Dua et Rabbine, açıklasın bize<br />
neymiş o! Çünkü bu inek, bizim gözümüzde başkalarıyla<br />
karıştı.Ve biz, Allah dilerse, doğruya ve güzele<br />
elbette kılavuzlanacağız.&#8221;<br />
2/71 Cevap verdi Musa: &#8220;Allah diyor ki, bahsettiğim,<br />
boyunduruk yememiş bir inektir; toprağı sürmez, ekini<br />
sulamaz.Salma hayvandır.Alaca yoktur onda.&#8221;Dediler ki:<br />
&#8220;İşte şimdi gerçeği getirdin.&#8221;Ve ardından onu<br />
boğazladılar, az kalsın yapmayacaklardı.</p>
<p>Sadece Hz. Muhammed değil bütün elçiler bizim için<br />
örnektirler. Onların örnekliğini tam ve detaylı olan<br />
Kuran’dan öğreniriz. Bazı detaylar Kuran’da yer<br />
almamışsa bu, o konuların dini açıdan bizi<br />
ilgilendirmediğini/bağlamadığını gösterir. Hz.<br />
Muhammed devlet başkanı sıfatıyla gerçekten altını<br />
erkeklere yasaklamış da olabilir ama bu önemli bilgi<br />
Kuran’da yer almadığına göre bizi bağlamaz&#8230;</p>
<p>18/109 De ki, &#8220;Rabbimin sözleri için okyanus mürekkep<br />
olsa ve hatta bir o kadarını da katsak, Rabbimin<br />
sözleri tükenmeden okyanus tükenir.&#8221;</p>
<p>ALLAH KURANDA &#8220;ELÇİYE İTAAT EDİN&#8221; DİYOR. SİZ HZ.<br />
MUHAMMED’İ Mİ REDDEDİYORSUNUZ?</p>
<p>Biz asla Muhammed Peygamber’i reddetmiyoruz Diyoruz ki<br />
elçiye itaat, ona atfedilen hadislere değil onun<br />
getirdiği mesaja yani Kuran’a itaatle olur.</p>
<p>Allah &#8220;Elçiye itaat eden Allah&#8217;a itaat etmiştir&#8221; diyor<br />
kuranda:</p>
<p>4/80 Resule itaat eden Allah&#8217;a itaat etmiş olur. Yan<br />
çizen çizsin, biz seni onlar üzerine bekçi<br />
göndermedik.</p>
<p>Allah’a itaat etme iddiasında olanlar mutlaka O’nun<br />
gönderdiği elçiye de itaat etmek zorundadırlar. Aksi<br />
bir tutum, samimiyetsizliği gösterir. Çünkü elçinin<br />
ilettiği mesaj kendi hevasından (kuruntusundan)<br />
değil*, Allah’tandır. Allah’a itaat Allah’ın mesajına<br />
itaat, mesaja itaat ise onu getiren elçiye itaat<br />
olarak ortaya çıkar&#8230;</p>
<p>Yoksa Tevbe suresinin ilk ayetlerini Allah ve Muhammed<br />
Peygamber birlikte mi yazmışlardır:</p>
<p>9/1 Bu, Allah ve resulünden, kendileriyle antlaşma<br />
yapmış bulunduğunuz müşriklere bir ihtardır.</p>
<p>Elbette “Allah&#8217;a itaat edin, elçiye de itaat edin&#8230;<br />
Allah ve elçisinden uyarıdır. Allah ve elçisine savaş<br />
açanlar&#8230; “ gibi ayetlerden iki ayrı otorite<br />
çıkarılamaz. Muhammed peygamber Allahın kulu<br />
ve elçisidir. Kuran’ı incelediğimizde -daha Fatiha<br />
suresindeyken bile- görürüz ki, tek otorite Allah’tır,<br />
hüküm yalnızca Allah&#8217;a aittir&#8230; Elçinin görevi<br />
Allah&#8217;ın mesajını iletmektir.</p>
<p>29/18 Yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da<br />
yalanlamışlardı. Elçinin görevi ancak açıkça<br />
bildirmektir.</p>
<p>5/92 ALLAH&#8217;a uyun, elçiye uyun, dikkatli olun. Yüz<br />
çevirirseniz bilesiniz ki elçimize düşen görev, açıkça<br />
bildirmektir.</p>
<p>*Not:</p>
<p>53/2 Arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır, ne de<br />
azmıştır.<br />
53/3 O, kuruntudan, keyfinden konuşmuyor.<br />
53/4 İndirilmiş bir vahiyden başkası değildir o.<br />
53/5 Kuvvetleri çok müthiş olan belletip öğretti onu<br />
ona.</p>
<p>Yukarıdaki ayetler hadis yanlıları tarafından Muhammed<br />
Peygamberin ağzından çıkan her sözün vahiy kaynaklı<br />
olduğu iddiasına delil olarak sunulabilmiştir. Kuran’a<br />
insan sözü diyen inkarcılara Kuran’ın Allah’ın sözü<br />
olduğunu bildiren bu ayetlerin anlamını kaydırıp<br />
hadislere gönderme yapmak gerçekten orijinal bir<br />
buluştur.</p>
<p>&#8220;BİZ SANA MESAJI İNDİRDİK Kİ ONLARA İNDİRİLENİ<br />
AÇIKLAYASIN&#8221; (16:44) AYETİNE GÖRE, PEYGAMBER KURAN’I<br />
AÇIKLAMIŞTIR. ONUN AÇIKLAMALARI BİZİM İÇİN ÖNEMLİ<br />
DEĞİL Mİ?</p>
<p>16/44 Açık delillerle, kitaplarla gönderdik. Sana da<br />
bu Zikir&#8217;i/Kur&#8217;an&#8217;ı vahyettik ki, kendilerine<br />
indirileni insanlara açık-seçik bildiresin (beyan) de<br />
derin derin düşünebilsinler. (ayrıca bkz. 14/4)</p>
<p>Ayetteki &#8220;Litübeyyine (beyan edesin)&#8221; kelimesi, Türkçe<br />
karşılığı olan “Açıklamak” kelimesi gibi bir kaç<br />
anlamlıdır: 1) Gizli bir şeyi açıklamak. 2) Anlışılmaz<br />
bir şeyi açıklamak. Birisi gizlinin zıddı, diğeri ise<br />
anlaşılmazın zıdıdır. Ayet, peygambere, insanların<br />
duyusu ötesinde bir sistemle vahyedileni gizlemeyip<br />
açıklamasını emretmektedir. Kuran zaten Tanrı<br />
tarafından açıklanan, açık bir Arapça ile inen,<br />
anlaşılması kolay apaçık bir kitap olduğundan (5:15;<br />
26:195; 11:1; 54:17) peygamberin onu ayrıca<br />
kapalı/anlaşılmaz bir kitapmış gibi açıklama görevi<br />
yoktur. 16:44 ayetindeki &#8220;Litübeyyine&#8221; kelimesi 3:187<br />
ayetindeki &#8220;Letübeyinünnehü&#8221; kelimesi ile aynı<br />
anlamdadır.</p>
<p>3/187 ALLAH kendilerine kitap verilenlerden, &#8220;Onu<br />
mutlaka insanlara açıklayacaksınız,<br />
gizlemiyeceksiniz,&#8221; diye söz almıştı. Fakat onlar, onu<br />
arkalarına atıp az bir fiyata sattılar. Ne kötü bir<br />
alış veriş!</p>
<p>3:187 ayeti, kitap ehlinin kendilerine gelmiş olan<br />
vahyi gizlemeyip açıklamaları gerektiğini<br />
bildirmektedir.</p>
<p>PEKI AMA HADISLERDEN HÜKÜM ÇIKARAN BU KADAR İSLAM<br />
ALIMI, MEZHEP IMAMLARI YANILDI MI? BUHARI, TIRMIZI,<br />
İBN MACE GIBI BÜYÜK MUHADDISLER ABESLE MI IŞTIGAL<br />
ETTILER? O BÜYÜK INSANLAR HAYATI BIR KONU OLAN<br />
“İSLAM’IN KAYNAĞI” KONUSUNDA HATA MI YAPTILAR? AYRICA<br />
DÜNYADA BU KADAR MÜSLÜMAN INSAN İSLAM ALIMLERININ<br />
IZINDEN GIDERKEN HEPSI YANILIYOR DA, BIR SIZ MI DOĞRU<br />
YAPIYORSUNUZ?</p>
<p>Dünyadaki müslümanların büyük bir çoğunluğunun<br />
hadislere, geçmiş alimlere uyduğu doğru ama çoğunluğun<br />
tutumu gerçeğe dair bir delil değildir. Dünyada İsa<br />
Peygamber’in Allah’ın oğlu olduğunu iddia eden büyük<br />
bir kitle de var.</p>
<p>Enam suresinin 116. ayetine göre, “çoğunluğa uymak”<br />
insanı hidayete ulaştıran bir yol değildir:</p>
<p>6/114 Allah size Kitap&#8217;ı ayrıntılı kılınmış bir halde<br />
indirmişken, Allah&#8217;ın dışında bir hakem mi arayayım?<br />
Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak<br />
olarak indirildiğini biliyorlar. Sakın kuşkuya<br />
düşenlerden olma.<br />
6/115 Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet<br />
bakımından tamamlanmıştır. O&#8217;nun sözlerini<br />
değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. En iyi işiten, en<br />
iyi bilendir O.<br />
6/116 Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni<br />
Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar<br />
onlar ve sadece saçmalarlar.<br />
6/117 Kendi yolundan kimin saptığını en iyi senin<br />
Rabbin bilir. Hidayete ermiş olanları en iyi bilen de<br />
O&#8217;dur.</p>
<p>Atalar, geçmiş alimler, dedeler, babalar da aynı<br />
“çoğunluk” gibi gerçeği bildirmede, doğru yolu<br />
göstermede yetkili bir otorite değildirler.</p>
<p>43/19 Rahman&#8217;ın kulları olan melekleri, dişiler<br />
saydılar. Onların yaratılışına tanık mıydılar?<br />
Tanıklıkları yazılacak ve sorguya çekilecekler.<br />
43/20 Bir de dediler ki: &#8220;Rahman dileseydi, onlara<br />
tapınmazdık.&#8221; Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur.<br />
Sadece saçmalıyorlar.<br />
43/21 Yoksa onlara bundan önce bir kitap verdik de ona<br />
mı yapışmaktadırlar?<br />
43/22 Hayır, sadece şunu söylemişlerdir: &#8220;Biz<br />
atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların<br />
eserlerini izleyerek biz de doğruya ve güzele<br />
varacağız.&#8221;<br />
43/23 İşte böyle! Senden önce de hangi kente bir<br />
uyarıcı göndermişsek, oranın servetle şımarmış<br />
kodamanları mutlaka şöyle demişlerdir: &#8220;Biz,<br />
atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların<br />
eserlerine uyarak yol bulacağız.&#8221;<br />
43/24 Uyarıcı dedi: &#8220;Peki, ben size, atalarınızı<br />
üzerinde bulduğunuz şeyden daha iyi yol göstereni<br />
getirmiş olsam da mı?&#8221; Dediler: &#8220;Doğrusu, biz seninle<br />
gönderilen şeyi tanımıyoruz.&#8221;</p>
<p>Apaçık gerçeklerin karşısına mazeret olarak ataların<br />
görüşlerini, öğretilerini çıkarmak Kuran’ın birçok<br />
ayetinde gündeme getirilmiş ve yerilmiştir.</p>
<p>2/170 Onlara, &#8220;ALLAH&#8217;ın indirdiğine uyun,&#8221; dense,<br />
&#8220;Hayır, biz atalarımızın izlediği yolu izleriz,&#8221;<br />
derler. Peki, ataları bir şey düşünemiyen ve doğru<br />
yolu bulamıyan kimseler olsalar da mı?!</p>
<p>21/52 (İbrahim) Babasına ve toplumuna şöyle demişti:<br />
&#8220;Şu başına toplanıp durduğunuz heykeller de ne?&#8221;<br />
21/53 Dediler: &#8220;Atalarımızı onlara kulluk/ibadet eder<br />
bulduk.&#8221;<br />
21/54 Dedi: &#8220;Vallahi, siz de atalarınız da açık bir<br />
sapıklık içine düşmüşsünüz.&#8221;</p>
<p>26/70 Hani babasına ve toplumuna şöyle demişti: &#8220;Siz<br />
neye kulluk/ibadet ediyorsunuz?&#8221;<br />
26/71 Dediler: &#8220;Bir takım putlara tapıyoruz. Onların<br />
önünde toplanıp tapınmaya devam edeceğiz.&#8221;<br />
26/72 Dedi: &#8220;Yalvarıp yakardığınızda sizi duyuyorlar<br />
mı?&#8221;<br />
26/73 &#8220;Size yarar sağlıyor yahut zarar veriyorlar mı?&#8221;<br />
26/74 Dediler: &#8220;Hayır. Ancak atalarımızı böyle yapar<br />
bulduk.&#8221;</p>
<p>28/36 Musa onlara apaçık ayet ve mucizelerimizle<br />
gidince, &#8220;Bu ancak uydurma bir büyüdür. Biz böyle bir<br />
şeyi önceki atalarımızdan işitmedik,&#8221; dediler.</p>
<p>31/20 Görmediniz mi, Allah, göklerde ve yerde bulunan<br />
şeyleri sizin emrinize verdi ve görünür-görünmez<br />
nimetlerini üstünüze saçtı. İnsanlardan öylesi var ki,<br />
Allah hakkında ilimsiz, kılavuzsuz ve aydınlatıcı bir<br />
kitaba dayanmaksızın mücadele eder.<br />
31/21 Böylelerine, Allah&#8217;ın indirdiğine uyun<br />
dendiğinde şu cevabı verirler: &#8220;Hayır, biz atalarımızı<br />
üzerinde bulduğumuz şeye inanırız.&#8221; Peki şeytan<br />
onları, alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?</p>
<p>Bugün de bazı insanlar Allah’ın kitabında bildirmediği<br />
şeyleri Atalarından gelen bilgilere dayanarak öne<br />
sürmekteler. “Allah erkeğe sarı ve kırmızı giymeyi<br />
haram kıldı, Allah adet gören kadının camiye girmesini<br />
istemiyor, Allah abdestli olmayanın Kurana dokunmasını<br />
istemiyor, Allah bütün evreni Hz. Muhammed’in yüzü<br />
suyu hürmetine yarattı, vs..” diyorlar. Aynı Kuran’da<br />
anılan şu insanlar gibi:</p>
<p>5/103 Allah ne bahire yapmıştır ne saibe ne vasile ne<br />
de ham. Ne var ki inkara sapanlar yalan uydurarak<br />
Allah&#8217;a iftira ediyorlar ve çokları da akıl<br />
erdiremiyorlar.<br />
5/104 Onlara, Allah&#8217;ın indirdiğine ve resule gelin<br />
dendiğinde şöyle derler: &#8220;Atalarımızı üzerinde<br />
bulduğumuz şey bize yeter.&#8221; Peki, ataları hiçbir şey<br />
bilmiyor, doğru yolu bulamıyor idiyseler de mi?</p>
<p>7/28 Onlar, ‘çirkin bir hayasızlık&#8217; işlediklerinde:<br />
&#8220;biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Allah bunu<br />
bize emretti&#8221; derler. De ki: &#8220;Şüphesiz Allah, ‘çirkin<br />
hayasızlıkları&#8217; emretmez. Bilmediğiniz bir şeyi<br />
Allah&#8217;a karşı mı söylüyorsunuz?&#8221;</p>
<p>Atalarının yanılmaz olduğunu düşünen insanlar,<br />
Allah’ın haram kılmadığı şeyleri, emretmediği şeyleri<br />
ona izafe ettikleri için, Allah’ın dinini tahrif edip,<br />
zorlaştırıp insanları İslam’dan soğuttukları için ve<br />
en önemlisi Alimlerini (yanılmaz, itaat edilmesi<br />
gereken, din alanında otorite kabul edip) rabler<br />
edindikleri(9/31) için cehennemi hak ettiklerinde suçu<br />
uydukları atalarına atamayacaklardır:</p>
<p>7/172 Hani Rabbin, ademoğullarından, bellerinden<br />
zürriyetlerini alıp onları öz benliklerine şahit<br />
tutarak sormuştu: &#8220;Rabbiniz değil miyim?&#8221; Onlar:<br />
&#8220;Rabbimizsin, buna tanıklık ederiz.&#8221; demişlerdi.<br />
Kıyamet günü, &#8220;biz bundan habersizdik&#8221; demeyesiniz.<br />
7/173 Şöyle de demeyesiniz: &#8220;Daha önce atalarımız<br />
şirke batmıştı. Biz de onların ardından gelen bir<br />
soyuz. Gerçeği çiğneyenler yüzünden bizi helak mı<br />
edeceksin?&#8221;<br />
7/174 Biz, ayetleri işte bu şekilde ayrıntılı<br />
kılıyoruz ki, hakka dönebilsinler.</p>
<p>11/109 Şunların kulluk etmekte oldukları şeyler<br />
yüzünden bir kuşku içine girme. Daha önce atalarının<br />
kulluk ettikleri gibi kulluk ediyorlar, hepsi bu. Biz<br />
onların da nasiplerini hiç eksilmeden elbette<br />
vereceğiz.</p>
<p>33/66 Gün olur, yüzleri ateşin içinde evrilip<br />
çevirilir şöyle derler: &#8220;Vay başımıza! Keşke Allah&#8217;a<br />
itaat etseydik, keşke resule itaat etseydik.&#8221;<br />
33/67 Ve derler ki: &#8220;Rabbimiz biz, efendilerimize,<br />
büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.&#8221;<br />
33/68 &#8220;Rabbimiz, onlara iki kat azap ver; onları büyük<br />
bir lanetle lanetle!&#8221;</p>
<p>Bir seçim yapmak gerekiyor. Allah ve elçisi mi<br />
(24/52), yoksa atalar ve çoğunluk bu? Kuran mı, yoksa<br />
hadis kitapları, ilmihaller ve kutsal(!) kişilerce<br />
yazılmış diğer binlerce kitap mı? Gerçek mi, yoksa zan<br />
mı? (2/78, 6/116, 6/148, 10/36)</p>
<p>HADİSLERE DE UYSAK NE OLUR? ZATEN DÜNYADA MÜSLÜMANLAR<br />
EZİLİYORLAR. BİRLİK OLMAMIZ GEREKİRKEN SİZ NİÇİN FİTNE<br />
YARATIYORSUNUZ?</p>
<p>Müslümanların birlik olmaları gerektiğini Allah da<br />
Kuran’da belirtiyor. Ancak bu birlik batıl üzerine,<br />
zan üzerine kurulamaz. Biz fitne peşinde değiliz.<br />
Yanlışa hak adına karşı çıkmak fitne değildir. Allah<br />
gerçeği gizlemeyi haram kılmıştır:</p>
<p>2/42 Hakkı batılla/saçmalık ve tutarsızlıkla<br />
kirletmeyin. Bilip durduğunuz halde gerçeği<br />
gizliyorsunuz.</p>
<p>2/159 İndirdiğimiz açık-seçik delillerle, kılavuz<br />
mesajı; biz onu Kitap&#8217;ta insanlara ayan-beyan<br />
gösterdikten sonra gizleyenlere, işte onlara, hem<br />
Allah lanet eder hem de diğer lanet okuyanlar lanet<br />
eder.<br />
2/160 Tevbe edip hallerini düzeltenlerle gerçeği<br />
açıklayanlar müstesna.İşte böylelerinin tevbesini<br />
kabul ederim. Doğrusu ben tevbeleri çok çok kabul<br />
edenim, rahmeti sınırsız olanım.</p>
<p>3/71 Ey Ehli Kitap! Neden doğru ile yanlışı birbirine<br />
karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?</p>
<p>Bu bölümün sonunda bir soru da biz hadis<br />
savunucularına soralım:</p>
<p>Bizim kaynağımız 114 sureden oluşan Kuran-ı Kerim&#8230;<br />
Sizin Kuran’ın yanındaki kaynağınız tam olarak nedir?<br />
Lütfen liste halinde; hangi hadis kitapları ve<br />
içlerindeki hangi hadisler, hangi alimlerin hangi<br />
görüşleri, hangi ilmihaller? Kuranın yanında dinin<br />
diğer kaynağı dediğiniz külliyat kaç kitaptan, kaç<br />
sayfadan oluşur? İnsanları tam olarak neye<br />
çağırıyorsunuz?</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/mutluozbay.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/mutluozbay.wordpress.com/75/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/mutluozbay.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/mutluozbay.wordpress.com/75/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/mutluozbay.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/mutluozbay.wordpress.com/75/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/mutluozbay.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/mutluozbay.wordpress.com/75/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/mutluozbay.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/mutluozbay.wordpress.com/75/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/mutluozbay.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/mutluozbay.wordpress.com/75/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/mutluozbay.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/mutluozbay.wordpress.com/75/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=mutluozbay.wordpress.com&amp;blog=5609333&amp;post=75&amp;subd=mutluozbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mutluozbay.wordpress.com/2009/12/26/nicin-yalniz-kuran/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">mutluozbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
