Salât/Namaz (alıntı yazıdır)

Farsça’da “eğilmek suretiyle saygı sunmak” anlamına gelen ‘namaz’ kelimesinin Arapça orijinal ifadesi ‘salat’tır. Lugatler, sa-la-ve kökünden türeyen ‘salat’ kelimesi için, dua, istiğfar, niyaz, rica, övgü, kutsama, saygı sunma, şükretme, ardınca yürüme, bağlanma, gözetme, koruyup kollama ve destekleme anlamları vermektedirler. Ancak bütün bu lügavi manaların ‘salat’ kelimesinin anlamı olarak ayrı ayrı verilebilmeleri mümkün olmadığı için, burada yapılması gereken, ‘kök-anlam’ üzerinden hareket etmektir. Salat kelimesinin kök-anlamı ise, bir yere veya yöne doğru gitme eylemini karşılaşacak şekilde ‘meyletme’ veya ‘yönelme’dir. ‘Sa-le-ve’ kökünden türeyen bütün kelimelerde bu ‘ortak/sabit’ anlam arandığında, lügatlerde yer alan bir çok anlamın ‘salat’ kelimesiyle ilgisi kurulabilecektir. Nitekim kulun Allah’tan istemesi, niyazda bulunması hali olan ‘dua’, kişinin önce Allah’a ‘yönelmesi’ ile gerçekleşir. Yardım isteme, saygı sunma, şükretme, bağışlanma talep etme, destekleme, gözetme gibi eylemler de bu ilk ‘yönelme’ eyleminden sonra gerçekleşirler.
Bu husus, Kur’an ayetleri titiz bir gözle incelendiğinde net olarak görülebilecektir. Kur’an’da, suçlu-günahkarların cehenneme gireceklerinin beyan edildiği ayetlerde ‘sa-le-ve’ kökünden türeyen kelimeler kullanılmıştır. Mealler, söz konusu ayetlerde bu kelimeyi ‘girme’, ‘yollama’, ‘atılma’ ‘iletilme’, ‘gönderilme’ şeklinde tercüme etmiş olsalar da, asıl mana, ‘yönelme’ veya ‘yöneltilme’dir. Meallerin, “Kızgın ateşe girerler” (Gaşiye:4), “Alevli ateşe girecektir” (İnşikak:12), “Cehennem’e yollanırlar” (İbrahim:29, “Sonra onu cehenneme atın” (Hakka:31, “Onu cehenneme sokacağız” (Nisa:110) şeklinde tercüme ettiği ayetlerde, ‘sa-le-ve’ kökünden türeyen kelimeler hep ‘yöneltilme’ manasında kullanılmıştır (A’la:12; İsra:18; Leyl:15; Nisa:10; Sa’d:56; İnfitar:15; Yasin:64; Tur:16; Müddessir:26; Nisa:30, 56; Saffat:123; Sad:59; Mutaffifin:16; Meryem:70; Vakıa:94).

Bu manayı en iyi veren pasajlardan biri Kıyamet Suresi 31 ve 32. ayetleridir. Burada hakikati yalanlayan bir kişinin vasfı anlatılırken, “ne sadaka verdi ne de yöneldi (salla); fakat yalanladı, döndü (tevella)” buyurulmaktadır. Mealler buradaki ‘salla’ ifadesini çoğunlukla bildik manada ‘namaz kılmak’ olarak tercüme etmektedirler ki bu, yanlıştır. Çünkü bu ayetteki ‘salla’ kelimesi, ‘tevella’nın zıddı olarak kullanılmıştır ve ‘tevella’ yönelmeme anlamında ‘geri durma’, ‘salla’ ise “yönünü Allah’a dönme” ve gereğini yapma anlamındadır. Namaz kılma, bu manada ‘yönelme’ye karşılık gelir. Bundan başka, ‘sa-le-ve’ fiilinin mezkur ayetlerde hep ‘ateş’ manasında cehennem için kullanılmış olması da, bazı lügatçileri, ‘ateş’ kelimesinin de fiilin kök-anlamında yer aldığı sonucuna götürmüştür ki, bu da yanlıştır. Nitekim Ragıp el-İsfehani, Müfredat’ında benzeri bir kanaati serd etmektedir. Ona göre, bu kelimenin asıl anlamı, “ateş ile tutuşturmak”tır. “Saliye bin-nar”, ateşte yandı; “hiye masliyetun”, o kuzuyu kızarttım demektir. Halbuki “ateşte yandı” ifadesindeki ‘saliye’, yanma eylemini değil, ‘ateşe yöneltilme’, ‘ateşe sunulma’ eylemine karşılık gelir. Yine “kuzuyu kızarttım” cümlesindeki ‘masliyetun’ de, kuzunun ateşte kızartılmasına değil, “ateşe tutulması” eylemine karşılık gelir. Her ikisinde de, ‘yanma’ eylemi, ‘yöneltilme’ ve ‘iletilme’ eyleminden sonra gerçekleşir.
Görüldüğü üzere, ‘sa-le-ve’ fiilinin doğru anlamını ‘kök-anlamlılık’ yöntemiyle teşhis edebilmek ve buradan hareketle, aynı fiil kökünden türetilmiş kelimeleri de doğru anlamlandırmak mümkündür. Kur’an, 121 ayette, aynı kökten türemiş 31 farklı form kullanmıştır. Bunlar, salla, yusalli, yusallu, yusallune, yusalli, salli, sallu, salate/salatu/salati, salatuke, salatehu, salatuhum/salatihim, salati, salavatu, salavatihim, musallin/musallun, musalla, tasla, yasla, yaslaha, yaslevne, yaslevneha, aslevha, salluhu, seaslihi, nuslihi, nusliihi, muslihin, sali, salu, siliyyen, tasliyehu’dur. Bütün bu kullanımlarda ‘yönelme’ kök-anlamı içkindir. Bu formların içerisinde en çok kullanılanlar ise, ‘salat’ ve ‘salavat’ kelimeleridir. Her ikisinin de anlam içerikleri üzerinde çokça tartışmalar yapılmış ve farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bu nedenle, bu iki kelimenin ‘anlam alanı’nı doğru tespit edebilmek önemlidir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: