İBRAHİM VE KURBAN(alıntı yazı)

Çocuk kurban etme, eski çağlarda yeryüzünde sıkça uygulanan bir ritüeldi. Arkeologlar Azteklerin tanrıları “Talok” için kurban ettikleri 40 kadar çocuğun kalıntılarını bulmuştur. Danslar eşliğinde tapınağa götürülen çocukların kalpleri din adamı tarafından çıkartılırdı. Tapınağa giden yolda kurbanın akıttığı gözyaşları onlar için “çok yakın” ve “bol” yağmurların işaretleriydi. Bu nedenle ağlamayan çocukların tırnakları sökülürdü. Benzer şekilde İnca kültüründe, eski İsrail’de ve cahiliye Araplarında da çocuk öldürme yaygındı. İsrail’de Hinnom (Tofet) Vadisinde (gehinnom) çocuklar “Molok” tanrısı için yakılarak öldürülüyordu ve babaların çocuklarının bağırışlarını duymamaları için davullar (İbranice tof) çalınıyordu.

 

Bugün; Hıristanlar, Yahudiler ve Müslümanlar, İbrahim’in oğlunu neredeyse kurban edecek olmasını hemen hemen aynı şekillerde anlatır. Allah, İbrahim peygambere böyle bir emir vermiş ve onu test etmiştir. Şimdi bu anlayışın Kur’an’daki yerini göreceğiz.

Bahsi geçen ayetler şunlardır:

37:101 Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.
37:102 Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.
37:103-104 Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: “Ey İbrahim!”
37:105 “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.”
37:106 “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.”
37:107 Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.

37:103 ayetinde Diyanet, mealine parantez içinde “Allah’ın emrine” diye ekleme yapmıştır. Oysa ayetlerde rüyanın Allah’ın emri olduğuna dair bir kanıt bulunmuyor. Allah’ın çocuk öldürme ile ilgili ayetleri gayet açıktır:

6:137 Yine bunun gibi, Allah’a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helâke sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak.
6:140 Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler, Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan etmişlerdir. Gerçekten onlar sapmışlardır. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. (Diyanet)

Allah yasakladığı bir şeyi emreder mi? 37:107 ayetinde ise geleneksel inanışta İsmail’in yerini alan kurbanlığın bahsi nedense hiç geçmemektedir.

Öncelikle kurban etmek olarak çevrilen zebehe ذبح fiilini inceleyeceğiz.

ذبح : yarmak, açmak; boğazı kesmek, boğazlamak; kurban etmek; çok sayıda öldürmek, kıyım yapmak

Kur’an’a bakıldığında “boğazlamak” daha doğru bir çeviri gibi geliyor çünkü fiil sadece hayvanlar değil insanlar için de kullanılmış:

لَأُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَدِيدًا أَوْ لَأَذْبَحَنَّهُ أَوْ لَيَأْتِيَنِّي بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ
27:21 “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.” (Diyanet)

Hayvanlar için kullanılınca kurban etmek gibi “dini bir törenle yapılan boğazlama işi”ni anlayan Diyanet, aynı kelimeyi insanlar için kullanıldığında kafasını kesmek olarak meallendirmiş.

37:103-104 Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: “Ey İbrahim!”

Kad saddekte-rru/yâ innâ keżâlike neczî-lmuhsinîn(e)
37:105 “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.”

Rüya’da İsmail’i öldüren İbrahim peygamberin bu ayette rüyayı doğruladığı / gerçekleştirdiği (saddaka) belirtilmiştir. Oysa rüyasında öldürmüştür. Gerçekte ise Allah buna müsaade etmemiş ve muhsin bir kulu olan İbrahim’i yapacağı büyük bir hatayı engelleyerek ödüllendirmiştir.

Ceza kökünün tam anlamının “karşılık” olduğunu ve sadece iyi bir mükafat için değil kötü bir yaptırımı da kapsadığını görmüştük. Örneğin yine aynı kelime (necmi = biz karşılığını veririz) (7:40) ayetinde “kezalike necmil mücrimin” yani “suçluların karşılığını böyle veririz” şeklinde geçmektedir. Bu kelimeyi “mükafat” ya da “ceza” yerine “karşılık” olarak çevirmek en doğrusudur.

Ve fedeynâhu biżibhin ‘azîm(in)
37:107 Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.

فدي : bir şey verdi, fidye verdi, satın aldı, serbest bıraktı
عظيم: (azim) güçlü; büyük, muazzam; her şeye kadir; acı, ağır, feci, elem verici

Azim kelimesi Kur’an’da defalarca hesap gününü betimlerken kullanılır. Genelde “azabun aziymun” (elem verici bir azap) şeklinde geçer. Bazı ayetlerde de “büyük” olarak çevrilebilir.

“Zibh” ise “zebehe” fiilinin isim hali. “Boğazlama” diye çevireceğiz.

Ve fedeyna-hu bizbhin azimin
Ve serbest bıraktık onu feci / ağır / büyük boğazlamadan

Gerçekten İsmail’in katli gerçekleşseydi “acı bir boğazlama” olacaktı çünkü Allah’ın öldürmedeki ayetleri açık ve nettir. O yüzden İbrahim son anda vazgeçirilmiş ve İsmail’in canı bağışlanmıştır.

ı

 


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: